Bir insana üç beş dize verirsen kendini tüm Yaradılış'ın Tanrısı sanır. Kitaplarınla su üstünde yürüyebileceğini sanırsın. Eh, dünya onlarsız da gayet iyi idare edebilir. Bak, seni ne
hale getirdiler; dudağına kadar çamur içindesin. Serçe parmağımla çamuru karıştırsam boğulursun!"
"Ateşi böylesine güzel kılan ne? Kaç yaşında olursak olalım bizi ona çeken ne?" Beatty alevi üfleyerek söndürdü ve
tekrar yaktı. "Daimi hareket; insanın icat etmek istediği ama
asla icat etmediği şey. Veya neredeyse daimi hareket. Yanmasına izin versen, biz öldükten sonra bile yanmaya devam
eder. Ateş nedir? Bu bir muamma. Biliminsanları sürtünme
ve moleküllerle ilgili saçma sapan laflar ediyor bize. Ama aslında bilmiyorlar. Ateşin asıl güzel yanı sorumluluğu ve davranışların sonuçlarını yok etmesi. Sorun çıkaran bir şey fazla
yük olmaya başlarsa, onu yakma fırınına atarsın. Şimdi, sen
bir yüksün Montag. Ve ateş temiz, hızlı, kesin bir şekilde seni
omuzlarımdan alacak; sonradan çürüyecek bir şey kalmayacak geride. Antibiyotik, estetik, pratik."
Başkaları ölür ama ben yaşamayı sürdürürüm. Eylemlerimin sonuçları ve sorumluluklarım
yok.' Oysa var. Ama onlardan bahsetmeyelim ha? Eylemlerinin sonuçları insanı yakaladığında artık çok geçtir, değil mi
Montag?
"Pekala, o diyeceğini dedi. O sözleri değerlendirmelisin. Önümüzdeki birkaç saat içinde ben de diyeceğimi diyeceğim. Bunları da değerlendireceksin. Ve onları yargılayıp, hangi
tarafa atlayacağına veya düşeceğine karar vermeye çalışacaksın. Ama bunun senin kararın olmasını istiyorum, benim ya da
Yüzbaşı'nın değil. Ama unutma ki Yüzbaşı gerçeğin ve özgürlüğün en tehlikeli düşmanına, çoğunluğun kaskatı ve kımıldamayan sığır sürüsüne ait. Ah, Tanrım, çoğunluğun o korkunç
tiranlığı. Hepimizin çalacak kendi arpı var. Ve hangi kulağınla
dinleyeceğini bilmek şimdi sana kalmış."