Gördüğün gibi, benim oturma odam sıvalı
dört duvardan ibaret. Ve işte." Faber iki küçük kauçuk kulak
tıkacını uzattı. "Metro jetlerini kullanırken kulaklarım için."
Montag kapalı gözlerle, "Denham Diş Macunu; ne çalışırlar ne de iplik eğirirler," dedi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Pardon?"
"Karım kitapların 'gerçek' olmadığını söylüyor."
"Bunun için Tann'ya şükür. Onları kapatabilirsin, 'Bir saniye bekle,' diyebilirsin. Ona Tanrı rolü oynarsın. Oysa insanı
bir televizyon odasına tohum attığında hapseden pençeden
kim kendini kurtarabilmiş ki? Seni istediği şekilde büyütüp
şekillendirir! Dünya kadar gerçek bir ortamdır. Gerçeğe dönüşür ve gerçek olur. Kitaplar mantıkla alt edilebilir. Ama
onca bilgime ve şüpheciliğime karşın, o inanılmaz oturma
odalarında bulunan ve onların parçası olan, tam renkli, üç
boyutlu, yüz kişilik bir senfoni orkestrasıyla tartışmayı asla başaramadım.
"Mesai dışında, evet. Ama düşünmeye zamanımız oluyor
mu? Ya saatte yüz altmış kilometreyle araba sürüyorsun ve
tehlikeden başka bir şey düşünemiyorsun ya da oyun oynuyorsun veya bir odada, dört duvarlı televizyon alıcısıyla oturuyorsun ... ki onunla tartışamazsın. Neden? Televizyon alıcısı 'gerçektir'. Anlıktır, boyutu vardır. Sana ne düşüneceğini
söyler, bangır bangır kafana sokar. O haklı olmalıdır. Öyle
haklı görünür ki. Vardığı sonuçlan sana öyle peş peşe söyler
ki zihninin itiraz etmeye, 'Ne saçma!' demeye vakti olmaz."
"Sadece 'aile' 'insandır'."
"Kitaplardan bu kadar nefret edilmesinin ve korkulmasının sebebini şimdi anlıyor musun? Onlar hayatın yüzündeki
gözenekleri gösterir. Rahatına düşkün insanlar balmumundan
aya benzeyen, gözeneksiz, tüysüz, ifadesiz yüzler ister yalnızca. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki çiçekler bereketli topraklarda,
iyi yağmurlarla büyümek yerine çiçeklerden beslenerek yaşa-
maya çalışıyor. Havai fişekler bile, onca güzelliklerine karşın
toprağın kimyasından geliyor. Ama çemberi tamamlayıp ger çekliğe geri dönmeden, çiçekler ve havai fişeklerle beslenerek
büyüyebileceğimizi sanıyoruz nedense. Herkül ile Antaios'un,
ayaklan yere sağlam bastığı sürece gücü inanılmaz olan dev
güreşçinin efsanesini bilir misin? Ama Herkül, Antaios'un
ayaklarını yerden kesince, onu kolayca öldürdü. Bu efsanede
günümüzdeki, bu şehirdeki, çağımızdaki bizleri ilgilendiren
bir şeyler yoksa, tamamen deliyim demektir. Eh, ihtiyacımız
olan birinci şeyi söyledim işte. Nitelik, veri dokusu."