“Kitaplardan bu kadar nefret edilmesinin ve korkutmasının sebebini şimdi anlıyor musun?Onlar hayatın yüzündeki gözenekleri gösterir.Rahatına düşkün insanlar balmumundan aya benzeyen,gözeneksiz,tüysüz,ifadesiz yüzler ister yalnızca.Öyle bir çağda yaşıyoruz ki çiçekler bereketli topraklarda,iyi yağmurlarla büyümek yerine çiçeklerden beslenerek yaşamaya çalışıyor.Havai fişekler bile,onca güzelliklerine karşın toprağın kimyasından geliyor.Ama çemberi tamamlayıp gerçekliğe ger dönmeden,çiçekler ve havai fişeklerine beslenerek büyüyebileceğimizi sanıyoruz nedense.”
“Kitaplar unutmaktan korktuğumuz bir sürü şeyi depoladığımız kapların bir türüydü yalnızca.Hiç sihirli bir tarafları yok.Sihir sadece kitapların söylediklerinde,evrenin parçalarını nasıl dikerek bizim için giysi haline getirdiklerinde.”
“Bir arkadaşlığın tam olarak hangi anda kurulduğunu bilemeyiz.Nasıl bir kap damla dolarken,son bir damla kabı taşırıyorsa;aynı şekilde,bir dizi iyilik arasından en az biri kalbi doldurup taşırır.”
“Hepimiz birbirimize benzemeliyiz.Anayasa’nın dediği gibi,herkes hür ve eşit doğmaz ama herkes eşit hale getirilir.Her insan diğer herkesin suretidir;o zaman herkes mutlu olur çünkü sinmelerine yol açacak,kendilerini kıyaslayacakları dağlar yoktur.”
“Kızın yüzü de aynaya ne çok benziyordu.Bu imkânsızdı;ne de olsa insan kendi ışığını ona yansıtan kaç kişi tanırdı ki? İnsanlar daha çok -benzetme yapmak isteyen Montag mesleğinden ilham aldı-meşaleye benzerdi,bir esintiyle sönene dek yanarlardı.Başka kişilerin yüzlerinin insana kendi yüz ifadesini,içini ürperten en gizli düşüncelerini yansıtması ne kadar nadirdi?”