El!f

El!f
Tiktok hesabım:adastraperaspera9
Öğrenci
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
23 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·50 syf.··
2025 8. kitabı
Kitap okumayı sevmeye başladığım zamanlarda en sevdiğim yazardı Zweig,beni kitap okumaya aşıladı diyebilirim.Artık kalın kitaplar sevdiğim için kendisiyle uzun zamandır karşılaşmamıştım.Bu kitabında da her kitabında olduğu gibi müthiş psikolojik tahlil betimlemeleri var.Ana karakterin otorite baskısı ve eşi arasında kaldığı bir durum var.Vatan hakkında düşündüm kitap boyunca ve gittikçe ana karakterin eşiyle bağdaşmaya başladı düşüncelerim,tabii ki onların durumunda.Eşin dirayetli olması ve kocasına bu denli bağlı olması ilgimi çekti ve kitap boyunca kadının duruşunu gerçekten sevdim.Sonunda adamın eşine dönmesi de bir hayli mutlu etti açıkçası.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Reklam
Kendime
Puan vermedi·
Kitabı Emile Zola’yı daha önce hiç okumadığım için anlatım tarzına hakim olmak için satın aldım diyebilirim.Kitap 5 hikayeden oluşuyor ve sırasıyla zengin bir aileden başlayarak yoksul aileye kadar ölüm temasını işliyor.Sanki her hikayede gittikçe yani aslında zorluk çıktıkça bir duygu oluşuyor karakterlerin içinde ölen kişiyle.Ama her halükarda son hikaye hariç aslında karakterlerin iç dünyasını çıplaklığıyla yansıtıyor,karakterlerin hepsinde bir para düşüncesi var aslında ölen kişi ne kadar yakınları olsa da pek umursadıkları söylenemez.Son hikaye duygu bakımından yüklü bir hikayeydi ve üzücüydü.Başlığı da kendime yaptım çünkü her kitaptan kendime bir ders çıkarmak adetimden.Dedemin ölümünden de anladığım gibi her giden unutulur er ya da geç hatta zamanla o kişi hiç var olmamış gibi olur,toprağa karıştıkça dünyadan da silinir sanki.Toprağa karışmasıyla unutulması arasındaki süreç eş zamanlı ilerler bu yüzden dünyaya iz bırakmak önemli ama bir süre sonra bunlar da unutuluyor eminim.Sadece bir rüya hatırası gibi kalıyor hatırlarda.Sonrasında herkes kendi haline dönüyor ya da ben çok realist bakıyorum bu olaya bilemedim.Ayrıca ateş kesinlikle düştüğü yeri yakıyor diğer dört hikaye asla acıklı değildi benim nazarımda ama son hikaye acıklı olsa bile -yazarın anlatımından kaynaklı bir düşünce değil- ben hiç duygu yükleyemedim.Bu da ölen kişiyi tanımadığım için(hikaye kısa çünkü) bir ilişki kuramadığımdan dolayı oldu muhtemelen.Kısacası ölüm var ve hep var olacak gittiğimizde de ‘zamanla’ unutulacağız bu yüzden biraz bencil olmalı insan,biraz özgün biraz da özgür..
1000Kitap
Nasıl ÖlünürEmile Zola · Can Yayınları · 202024,3bin okunma
Kendime Notlar
Puan vermedi·127 syf.··
2023 71. kitabı
Ben kitabın içeriğini araştırmadan almıştım ve kısa bir öykü bekliyordum ama kadınların geçmişten günümüze hikayesini anlatıyor Virginia Woolf.Kitabın böyle olması hoşuma gitti açıkçası.Normalde beni çok sıkar böyle sadece düşüncelerin aktarıldığı kitaplar ama bu hiç sıkmadı.Kadınların şu anda sadece ülkemizde değil bütün dünyada böyle zorluklardan geçmiş olması çok acı verici.Ve hâlâ kadınları eskisi kadar sert bit yapıda olmasa da durmadan eleştiren,değersizleştiren,öldüren toplumlar var ne yazık ki.Hiçbir zaman bunu anlayamayacağım.Sadece cinsiyet faktörü yüzünden kadınların nasıl tabiri caizse kafasız olduğunu düşünürler.Şu anda bile kadın yazarların sayısı az.Tabii ki geçmişten kaynaklanan bir durum.Kadınlara eğitim aldırmadıkları için erkeklere erişilemeyeceğini düşünmeleri ne kadar da cahilce.Ayrıca Virgina’nın eril dişil konusunda sonuna kadar katılıyorum.Erkek veya kadın olsun fark etmez hem eril hem dişil yapısını dengeli bir şekilde taşımalıyız.Zaten benim de çevremde gördüğüm sağlıklı ve mutlu insan profili erdişlerdir.İkisinden biri daha fazla baskın olduğu zaman hep sorunlu insan profili çıkıyor ortaya.Ayrıca kitabın ismi tam olması gerektiği gibi her kadına kendine ait bir oda ve yeterli para verin ve devamını izleyin.Son olarak başta kitabı yazdığı için Virgina Woolf’a,ilk kadın yazarlardan olup biz kadınları hak ettiğimiz değere taşımaya çalışan Emily ve Charlotte Bronte’ye,Jane Austen’e,Aphra Benth’e burdan teşekkürlerimi sunuyorum.İyi ki vardınız iyi ki varız…
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,2bin okunma
Kendime Notlar
Puan vermedi·272 syf.··
2023 67. kitabı
Öncelikle bilimkurgu romanlarını severim ama bayılmam.Bu kitap da öyle bir kitaptı.Açıkçası bazı konularda ufkumu genişlettiğini söylemeliyim.Ama okuduğum bilimkurgu romanlarının sonu ya yenilgiyle bitiyor ya da belirsiz bir sonla.Özellikle bilimkurguların sonunun böyle bitmesi canımı epey sıkıyor çünkü başkarakter pes edince sanki gelecekte böyle akıl almaz dünyaların kurulabilme ihtimali artabilir diye düşünüyorum.Kitaba gelirsek kusursuz denebilecek bir kurgu var.”1984” veya “Fahrenheit451” kitaplarıyla karşılaştırmadan duramadım.Bu kitap diğerlerine nazaran daha az baskıcı.Çünkü ‘soma’ var ve onun sayesinde dünyadan uzaklaşıyorlar.Doğal olarak isyan etme gibi bir olay da çıkmıyor.Karakterlerden bahsetmek istiyorum.Bernard karakterinde çok fazla hayal kırıklığına uğradım.İlk başta karakter gelişimi güzel gidiyordu ama en son gözümde yerlere indi çünkü saygı görmesi,istediği çoğu şeyi vahşi sayesinde elde etmesi gözünü boyadı.İlgimi çeken karakter Helmholtz’du.Çünkü gerçek bir cesur yeni dünya karakteri gibi değil ama doğrulmadığı için vahşi gibi de değil.En ısındığım karakterlerden biriydi.Lenina’nın vahşiyi onun gibi olmadığı için anlamaması ve onun yüzünden şiddete uğraması beni çok üzdü.Vahşiye gelirsek sevebildiğim bir başkarakter değildi sonda yaptıklarından dolayı.Biliyorum en zoru onun yaşadıkları herkesten farklı,annesinden bile.Ama yine de sonunun böyle olmasını istemezdim ama çoğu kişi bu kadar baskıya dayanamazdı.Mustafa Mond’a gelirsek her şeyin farkında olması ama istikrar için böylesi bir yola başvurması beni şaşırttı.Bazen ben bile hiç de fena bir ütopya değil diye düşündüm.Çünkü vahşinin dünyasındakiler de normal insan değil.Bizim gibi normal bir yaşantıları yok.Bu yüzden insan fordun tarafını bile yeğleyebilir.Ayrıca bebekleri alfa beta epsilon gibi
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Kendime Notlar
Puan vermedi·202 syf.··
2023 65. kitabı
Öncelikle bu kitapta birkaç metafor var ve bunlara bayıldım.Kağıdın tutuşup yanma sıcaklığının kitap ismi olması,Anka kuşunun kitapları kurtarmak isteyenlere benzetilmesi,her insanın aslında bir kitap olduğu düşüncesi ve son sözde yazarın kitabın içindeki bütün karakterlerden bir iz taşıdığını söylemesi.Aslında kitabın içindeki her karakter olabiliriz ama ufak farklarla.Kitabı genel olarak beğendim,bazı şeyler havada kalsa bile yazarın asıl anlatmak istediği şeyler bana geçti.Kusursuz diyemem ama genel olarak güzel bir ütopya fikri bence.Ayrıca Granger’in dedesinden son kısımlarda az bahsedilmiş olsa bile dedesinin konuşturulduğu her yerin altını çizdim resmen.Bir de buradaki çoğu kişi gibi bir kitap lover olarak kitapların önemini bir kez daha anladım,aslında kitaplar olmasaydı adlı bir ütopya zaten ve kitaplar olmasaydının sonucunu görüyoruz,çok vahim.Son olarak artık sık sık aklıma gelecek olan tam benlik bir alıntı buldum:”Dışımız serseri,içimiz kütüphane.”
2023 Okuma Raporları
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
Reklam