Kitabı Emile Zola’yı daha önce hiç okumadığım için anlatım tarzına hakim olmak için satın aldım diyebilirim.Kitap 5 hikayeden oluşuyor ve sırasıyla zengin bir aileden başlayarak yoksul aileye kadar ölüm temasını işliyor.Sanki her hikayede gittikçe yani aslında zorluk çıktıkça bir duygu oluşuyor karakterlerin içinde ölen kişiyle.Ama her halükarda son hikaye hariç aslında karakterlerin iç dünyasını çıplaklığıyla yansıtıyor,karakterlerin hepsinde bir para düşüncesi var aslında ölen kişi ne kadar yakınları olsa da pek umursadıkları söylenemez.Son hikaye duygu bakımından yüklü bir hikayeydi ve üzücüydü.Başlığı da kendime yaptım çünkü her kitaptan kendime bir ders çıkarmak adetimden.Dedemin ölümünden de anladığım gibi her giden unutulur er ya da geç hatta zamanla o kişi hiç var olmamış gibi olur,toprağa karıştıkça dünyadan da silinir sanki.Toprağa karışmasıyla unutulması arasındaki süreç eş zamanlı ilerler bu yüzden dünyaya iz bırakmak önemli ama bir süre sonra bunlar da unutuluyor eminim.Sadece bir rüya hatırası gibi kalıyor hatırlarda.Sonrasında herkes kendi haline dönüyor ya da ben çok realist bakıyorum bu olaya bilemedim.Ayrıca ateş kesinlikle düştüğü yeri yakıyor diğer dört hikaye asla acıklı değildi benim nazarımda ama son hikaye acıklı olsa bile -yazarın anlatımından kaynaklı bir düşünce değil- ben hiç duygu yükleyemedim.Bu da ölen kişiyi tanımadığım için(hikaye kısa çünkü) bir ilişki kuramadığımdan dolayı oldu muhtemelen.Kısacası ölüm var ve hep var olacak gittiğimizde de ‘zamanla’ unutulacağız bu yüzden biraz bencil olmalı insan,biraz özgün biraz da özgür..