Şayet insanlarda hayvanlar gibi, maziyi de, geleceği de düşünmeden, birbirlerinin altını oymaya çalışmadan, şu anın içinde kalarak ve bir yudum suyun tadına vararak yaşayabilselerdi, şu dünya daha az mutsuz bir yer olabilirdi.
Git diye yalvarıyordu ses, ama nasıl? Âdetlerine, huylarına alışamasa da ruhunu zapt etmişti İstanbul. Rüyaları bile başka diyarda geçmez olmuştu. "Git" diye uyardı bir ses ama niye? Dünya kaynayan bir kazandı, nereye varsa insan, hep aynı düşler ve düş kırıklıkları olacaktı.