Selahaddin Enis'i ilk defa bu kitapla beraber duyduğumu itiraf etmeliyim ancak bu kitaptan sonra adını unutmayacağıma eminim.
Yazdığı dönemi düşünecek olursak cesareti takdire şayan ve hayranlık uyandırıcı. Günümüzde bile çoğu yazar, yorumcu, haberci, birey vs. yöneticileri eleştirmekten, onların dünyasını örten perdeyi aralamaktan korkuyor. Selahaddin Enis ise o perdeyi ardına dek açmış. Elbette çok eleştirilmiş, yazdıkları çok müstehcen bulunmuş. Neticede kimse sırlarının gözler önüne serilmesinden hoşlanmaz tabi.
Keşke bazı kitapları herkese okutabilsek değil mi? Belki herkes okusa, asırlar evvel kaleme alınmış bir kitapta yazanlar şu an hala geçerliliğini sürdürmeyebilirdi. Bazı şeyleri aşmış olabilir, etik ve ahlak yönünden daha çok zenginleşmiş olabilirdik. Ama hayır! Bin yıl önceki sefaleti sürdürmekte ısrarcı olan insanlar var.
Birinci Dünya Savaşı dönemlerinde geçen bu kitabı anlatayım size, bakalım siz ne düşüneceksiniz? Ülke savaşa girmiş, cephede oluk oluk kan akıyor. Fakir fukara aç karnına ayağında çarıkla savaşıp ölürken, zenginlerin eğlenceli partilerine konuk oluyoruz. Vatan, millet umurlarında bile değil. Bir tarafta açlıktan kırılanlar, diğer yanda onları böcek gibi gören, paralarını zevke sefaya harcayan zenginler, mevki sahipleri. Tek dertleri yolsuzlukla arsızlıkla daha çok para kazanmak, kumar oynamak, içkili alemlere akmak, gönül eğlendirmek, cepheden gelen zafer haberleri karşısında kadeh tokuşturmak ve bu zaferi sanki kendileri düşmanla çarpışmış gibi böbürlenmek...
Sizce bir gün eskide kalacak mı tüm bunlar?
ZaniyelerSalahaddin Enis · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021798 okunma
Bin yıl geçse de eskimeyecek bir konu Şeytankaya Tılsımı. Günümüzde, teknolojinin yoğun olarak kullanıldığı bu çağda bile etkisini görmek mümkün. Hemen neyden bahsettiğimi açıklayayım: cin, peri, büyü, sihir gibi olağanüstü olguları kullanarak insanları kandırmak ve onların cahilliğinden beslenmekten söz ediyorum.
Ahmet Mithat her kitabıyla kendisine hayran bırakmayı başarabilen çokyönlü bir yazar. Bu kitap okumaya alışık olduğumuz gibi bizim tarihi dönemimizde ve coğrafyamızda geçmiyor. Konu İtalya'nın Apenin Dağları'nın Calabro yöresinde geçiyor. Calabro coğrafi konumundan ötürü çok gelişememiş, geri kalmış bir bölge. Bizde nasıl cahil insanlar sözde hacı hocalara gidip büyü, muska yaptırıyorsa onlarda da büyüleriyle nam salmış yaşlı bir kadın vardır; Sasıma. Bilirsiniz bu tipler aslında çok kurnaz, çok zekidir. Karşısındaki insanın aklını yönlendirmeyi, manipule etmeyi iyi bilirler. Sasıma da bir çobanı kandırır ve bakire bir güzelin kalbini söküp yerse kırk kralın toplam hazinesinden daha fazla zenginlik kazanacağına inandırır. Elbette bu düzenbazlığın arkasında başka olaylar cereyan etmektedir. İnsanların cehaleti, kör inançları bu sahtekarların elinde oyuncak olmaya mahkumdur.
Yazar burada şunu belirtmek ister bize: cahillik bir tek bize mahsus değildir. Avrupada da vardır Asyada da, sözün özü eğitimin geri kaldığı her yerde insanlar sömürülmeye mahkumdur.
Son olarak bir alıntı;
"Eğitimin ışığıyla zihni ve gözü aydınlanmış olmazsa insanı korkutmak da kolaydır, hırslandırmak da!"
Şeytankaya TılsımıAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,862 okunma