ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir
oduna: öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir
oduna benziyor.
Fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş.
Birbirine ters düşen öyle çok şey gördüm, birbiriyle çelişen öyle çok şey duydum ki
O görmeler
yüzünden gözlerim,
eşyanın yüzeyinde, ruhu özü örten
o ince ve sert kabukta aşındı.
Hayat bana tek ve değişmez bir mevsim oldu hep. Bu hayat bir soğuk bölgede ve sonsuz
bir karanlıkta geçti âdeta, öyle ki bağrımda hep aynı alev vardı ve o beni bir mum gibi eritti.