“Kalabalık sokaklarda yürürken beni koruyormuşsun gibi elinin elimi bulmasını seviyorum. Ayakların yatağımdan sarksa da bir kez olsun bundan şikâyet etmemenı seviyorum. Kahrolası denizci kabanını seviyorum.”
“Seni seviyorum. Bu yaptığım en kolay şey. Şüphe etmemem gerekirdi. Seni bırakıp gitmemem gerekirdi.”
“Ben de korkuyorum,”
“Ama kalabalık sokakların her birinde seni arıyorum ve gözlerim seni bulduğu an saf bir huşuyla gülümsüyorum.”
“Kayan her yıldızda, üflediğim her doğum günü mumunda senin ihtimalini diliyordum ama geçen sene ocak ayında tanıştığımız andan beri sadece seni diliyorum, Rosie Maxwell.
Romantik kitapları seven kızı. Çikolata yemeden üç saat geçiremeyen kızı. Bana sinir olduğunu burnunu kırıştırmasından anladığım kızı. Artık senin özleminle yanıp tutuşmadığımı düşündüğüm âna kadar seni diledim.
“İkimiz de öğreniyoruz. İkimiz de bir sürü hata yapacağız ve muhtemelen bir milyon kez daha işleri batıracağız.”
“Ama her batırdığımda eve, sana geleceğimi bilmeni istiyorum.”
Ve insanı deli eden o mavi gözleri...
Bence Adem'in kandığı o elmadan sonra
İnsanlık tarihinin gördüğü en alçak tuzak kabul edilmeli.
Çünkü şeytan yutturmuş olabilir Adem'e tüm sözlerini
Ama o tüm varlığıma tezat oluşturan yenilgileri,
Sadece elimden tutarak galibiyete çevirdi.
Belli ki benim şeytanım çok daha tehlikeli.
Çünkü hiç haberi yok ama...
O bu dünyanın en, en güzeli.
"Hiçbir kadın, bir erkeğin açtığı yaraları gövde gösterisi yapmak zorunda kalarak saklamamalı. Hem bizi yaralıyorsunuz hem de güçlü bir gövde gösterisi bekliyorsunuz. Şiddetin her türlüsüne karşıyım ama o tarz heriflerin hepsini bir depoya koyup ateşe verebileceksin deseler, düşünmezdim. Canavarca, değil mi? Asıl canavarca olan o ve onun gibilerin kadınlara yaptıkları. Benim yarın bir Özgecan olmayacağımın garantisi var mı? Belki ben yarın Münevver olacağım, Ceren olup tanımadığım bir adam tarafından kalbimden bıçaklanacağım? Belki ben Emine Bulut olacağım ve tek isteğim bir dakika daha yaşayabilmek olacak. Sana binlerce isim sıralayabilirim, binlerce hikâye, belki bir gün benim de ismim aralarında olacak ve bende bir hikâye olacağım. Sokaktaki yabancıdan mı koruyacağız kendimizi? Sevdiğimiz adamdan mı? Yoksa öz babamızdan mı? Bize kendimizi kimlerden koruyacağımızı şaşırttılar. Ama sen bu dünyada hiç kadın olmadın, beni en fazla ne kadar anlayabilirsin ki?"
"Saçların boya mı?"
"Bunu benim sormam gerekmez mi?"
"Ben doğuştan böyleyim."
"Ben de öyle."
"Çok siyahlar ama. Gece gibi..."
"Seninkiler de açık bir kızıl. Gün doğumu gibi..."
''Neden gün batımı demedin?
''Güneşin doğsun istedim Lina...''