"Her işin bir artısı ve eksisi vardır, benim mottom bu. Bir işin iyi yönü olduğu gibi kötü yönü de olacağından duygusal iniş çıkışlar yaşamamaya çalışıyorum."
"O halde mottonuz için 'ne sevin ne de üzül diyebiliriz sanırım..." dedi kadın, takılarak.
"A, diyebiliriz sahiden!" Aydınlanmış bir ifade takınarak espriyle karşılık verdi adam. "Yani söylemek istediğim, bu yaşam tarzında da artı ve eksiler var. Elbette kendime zaman ayırabilmeme olanak sağlayışını seviyorum, fakat para kazanamadığım için canım sıkılıyor. Tatile çıkmak da zorlaşıyor ve toplum tarafından da kabul görmüyorum."
Elli yaşlarındaki kadın, gençliğinde uyumlu davranıp fedakârlıkta bulunarak yaşamayı doğal bulduğunu, ancak günümüzdeki gençlerin artık öyle bir yaklaşım sergilememesinden memnuniyet duyduğunu söyledi. Bunun üzerine birisi, gençlerin uyumlu olup fedakârlık yapabilmesi için umuda ihtiyaç olduğunu ancak günümüzde umut olmadığı için gençlerin bu gerekliliği bile hissedemediklerini söyleyerek elli yaşlarındaki kadını afallattı.
"Zamanımızın oldukça önemli bölümünü çalışarak, çalışarak tükettiğimiz gücü geri toplayarak veya iş bulmak, işe hazırlanmak ve tutunmak adına gerekli olan binlerce mecburi görevle meşgul olarak harcadığımızı göz önünde bulundurunca, vaktimizin ne kadarını gerçekten bize ait olduğunu söylemek giderek zorlaşıyor."
"Yalnız bu toplumun işe ciddi derecede saplantılı olması ve çalışmanın bizden pek çok şeyi götürmesinin bir sorun olduğu da yadsınamaz. İşteyken bir an başımızı kaldırıp tükendiğimiz hissiyle karşılaşabiliyoruz. Uzun saatler boyu çalıştıktan sonra eve girince öyle yorgun oluyoruz ki kendimize zaman ayıramıyor, yapmaktan keyif aldığımız işleri yapamıyoruz."