ailemle ilişkim... yani, şöyle söyleyeyim, bir başkasını hayal kırıklığına uğratmamak adına yaşanan bir hayattansa istediğim hayatı yaşamam daha doğru değil mi? sevdiğim bir insanın benim yüzümden hayal kırıklığına uğraması elbette üzücü. ama yine de sonsuza dek ailemin isteklerine boyun eğerek yaşayamam ya. ben de bir süre boyunca epey pişmanlık çekmiştim. keşke öyle yapmasaydım, keşke söz dinleseydim demiştim. ancak günün sonunda bu pişmanlıkları nasılsa geri dönemeyeceğimi bildiğim için çektiğimi fark ettim. aslında geçmişe dönebilsem aynı şekilde davranırdım."
youngju gözlerini sokaktan ayırmadan devam etti:
"bu şekilde yaşamaktan başka elimden bir şey gelmiyor. o halde kabul etmeliyim. kendimi suçlamamalı, üzülmemeliyim.
başımı dik tutmalıyım. yıllardır kendime bu sözleri mırıldanarak ruhsal zafere ulaşıyorum."
"Şimdi yaşıyor olduğumuz bu anın uyum mu, uyumsuzluk mu olduğunu kesin olarak bilmenin bir yolu var mı? Ahenkli bir yaşam mı, ahenksiz bir yaşam mı sürdüğümü nasıl bilebilirim?"
Müzikte ahengin kulağa hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksizlik olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Yaşamamızın da müzik gibi olduğunu söylüyor. Uyumdan önce uyumsuzluk olduğu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz...