Kadriye

Kadriye
7/10
·344 syf.··
2024 4. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2024 00:34
Kitapta Timur adlı bir karakterimiz var ve bu genç kendi kültüründen farklı bir kıza, Nesrin'e, olan duygusuna karşılık alamaz ve bir anlam arayışı içine girer. Şans eseri Yakup Bey ile karşılaşırlar ve sohbet etmeye başlarlar. Böylece Timur Bey kendini anlamaya çalışır, farkındalık kazanmaya başlar. Yazarımız "Danimarka, Rize, inek" örneğini vermiş fakat akla gelebilecek ve çok kısıtlı seçeneklerdi diyebilirim. Yani hangimizin aklına D harfi ile Doğu Timor ya da Dominik Cumhuriyeti olan ülkeler gelir? Türkiye de zaten R ile başlayan başka şehir yok ve İ ile başlayan bir hayvan ismi bulmak zaten zor hatta o da yok denecek kadar az. Haliyle biz okuyucuların aklına ilk gelebilecek kavramlar bunlar olsa gerek. Tamam güzel bir örnek vermeye çalışmış. Hatta buradan bizlerin bazı yönlerden kültür robotu olduğumuzu anlatmak istemiş ama örneği biraz eleştirmek istedim. Kitapta en sevdiğim kısım insan yaşamıyla ilgili temel gerçeklerden bahsetmesiydi. Onları da buraya yazayım ki yarın bir gün tekrardan incelememde gözden geçireyim. Ait olma, birey olma dengesi Önemsenme, umursanma Kabul edilme, yargılanmama Değerli, vazgeçilmez olma Yetkinliğine, yapabileceğine güvenilme Sevilmeye, zaman ve emek verilmeye layık olma. Kısacası kitap Yakup Bey ile Timur Bey'in karşılıklı sohbetleri ile Timur Bey'in kültür robotluğundan birey olmaya giden bir yolculuğunu konu ediniyor.
Gerçek ÖzgürlükDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20216,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·131 syf.··
2022 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2022 14:07
Bir İdam Mahkumunun Son Günü Öncelikle yazara değinerek başlamak istiyorum. Victor Hugo romantik akımının öncülerinden biri olan Fransa doğumlu bir yazardır. Hatta kitabın ön sayfalarında karakterlerden biri olan İçli Şair bize romantisizm akımı ile ilgili kendini tanımlayarak bilgi vermektedir. “Ben ılımlı bir romantiğim. Duygulara hitap ederim. Mısralarımın kanlı, ürkütücü değil, yumuşak, düşsel, melankolik olmalarını isterim. Felaketleri gizleri. Deli, hayal güçleri taşkın insanlar olduğunu bilirim…” Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere bir mahkumun dünyevi hayatta geçireceği son günler anlatılmaktadır. Karakterler aralarında şiir, roman gibi edebi türleri tartışmaktadırlar ve şair romantisizmden kısaca bahsettikten sonra seyircilere bir kitaptan bahsetmeye başlamaktadır. Daha kitaptan bahsetmeden roman elden ele geçmektedir ve aralarında kitabın içeriği, yazar ve yazarın nasıl bir toplumda, çevrede yetiştiği hakkında yorum yapmaktadırlar. Buna ek olarak mahkumlar Greve Meydan’ın da idam edilmektedirler. Greve meydanı siyasi yaşamın sembolüdür bu yüzden pek çok olaya şahit olmuş bir yerdir. Bu eserde de idam cezasına çarptırılan mahkumların sonsuz hayata geçmeden önce son kez gördükleri yer olduğunu söyleyebiliriz ki bu eserde bizlere sosyal adaletsizliğin başyapıtı olarak sunulmaktadır. Eserde Fransa da idam edilen gerçek bir katil anlatılmaktadır ve Giyotin orada kurulmuştur. Mahkum giyotin ile birkaç ay, gün ve saatler sonrasında idam edilecektir. Bu süreç boyunca mahkum etrafını incelemekte ve ruh halini anlatmaktadır. Aile fertlerini pek düşünmez ama sadece kızı Marie onun için çok önemlidir çünkü daha küçücük bir kızdır ve yaşayacağı pek çok şey vardır ve bunları babasız bir şekilde yapacağına ve gelecekte mutlu, mutsuz anında veya herhangi bir özel
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
10/10
·192 syf.··
2021 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2021 21:37
Başlarda okurken ben ne okuyorum dedirttiren bir kitap. Yazar kitabı dört bölüme ayırmış ve ilk bölümde fazla betimlemelerden kaynaklı okuduğumu anlamayıp sayfayı ikinci kez okuduğum olmuştur. Hatta birinci bölüme o kadar çok karakter sığdırmış ki kendimi polisiye bir roman okuyor da cinayet anında birçok görgü tanığı ile tanışıp onları sorguluyormuşum gibi hissettim. Yani her an oradan buradan yeni bir karakterle tanışmanız an meselesi ve bu karakterlerin kim olduğunu başlarda anlayamayabilirsiniz. İlk bölümü yani kış bölümünü geçtikten sonrası daha anlaşılır ve akıcı. O yüzden baştan sıkılıp bırakmayın. Yazar kitaba “Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi.” diyerek başlıyor ve kitabın sonunu da “Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.” diyerek bitirmektedir. Başlarda muharrir okuyucuya merak uyandırmaktadır ve 3.tekil şahsı yani “o” kişisinin kim olduğunu sorgulayıp bizi bir yolculuğa sürüklemektedir. Yolculuğun sonuna doğru şu sözlere tanık oluruz: “Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz…. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi!” Yani bu sözlerden de anlaşılacağı üzere yazar burada bize karakterin baştan sona kadar gerçek sevgi arayışında ya da bir arayış içinde olduğunu ifade etmek istemiştir. Tutunacak bir şeyin arayışı içindedir ve bu süreçte yalnız kalma eğilimindedir. Çevresindekilerden farklıdır. Sıradan şeyleri, tekrarlayan eylemleri, alışılagelmiş günlük rutinlikten hoşlanmaz. Bunun yanı sıra karakterimiz C. babasından nefret ettiği için hayatı boyunca onun tersi bir kişiliğe bürünmeyi tercih eder.
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
8/10
·252 syf.··
2021 48. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2021 17:14
Yazar bu eserde çoğunlukla çocukların anne ve babasına karşı olan tutumlarını, karşı cinsteki uzvun kendi uzvundan farklı oluşunu ve bu farklılıktan kaynaklı olarak cinsiyetini ve cinsel kimliğini sorgulamaya başlaması üzerinde yoğunlaşmıştır. Geçmişten bugüne değişmeyen ve ebeveynlerimizin kaç kuşak geçse de hiç sıkılmadan anlattığı, hepimizin aşina olduğu bir masal vardır; “sizi leylekler getirdi.” Evet işte bu leylekler ile her çocuğun bir sorgulama yolculuğu başlar. Leylekler bizi nereden nasıl getirdi gibi birçok soru ile başlarız. Kitapta öncelikle bunlara yer verilmiştir daha sonra nevroz, libido, Oidipus kompleksi, kadın ve erkek cinselliği gibi konular üzerinde yoğunlaşılmış ve her biri farklı başlıklar altında makale şeklinde okuyucuya sunulmuştur. Kitap hakkında düşüncelerim: Kitabı okurken biraz sıkılmıştım çünkü kitap çoğunlukla çocukların cinsiyetini keşfetmesi üzerinde durmuş ve her birimiz çocukken bir şeyleri sorgulamışızdır bu yüzden bana pek katkısı olduğunu söyleyemem. Ama psikolojik açıdan biraz doyum kazanmış olduğumu da inkar edemem.
Psikoloji
Sevgi ve Cinsellik ÜzerineSigmund Freud · Lilith Yayınevi · 2020836 okunma
9/10
·125 syf.··
2021 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2021 15:19
Erich Fromm bu eserinde sevginin ne olduğunu anlatmak için kitabı dört bölümde inceleyerek okuyucuya sunmuştur. İlk bölümde sevginin bir sanat olup olmadığını sorgulamamızı istemiştir ve eskiden beri süregelen sevginin, bir nesne sorunu sanıldığını dile getirmiştir bu yüzden Victoria dönemi ya da çağdaş toplumdaki sevgi anlayışına örnekler vererek karşılaştırıp “sevginin bir yeti sorunu değil, bir nesne sorunu sanıldığını” anlatmaya çalışmıştır. Bunun yanı sıra Erich, sevmenin bir sanat olduğunu kabul etmemizi, herhangi bir sanatı öğrenmek için ne yapıyorsak sevmeyi öğrenebilmek için de aynı şeyleri yapmamız gerektiğini belirtmiştir. Bir sanatı öğrenmek için ilkin onu iyice kavramamız daha sonra uygulamada başarılı olmamız gerektiğini ifade etmiştir. Yazar ikinci bölümde ise sevgi kuramını incelemiştir ve sevgiyi, insanın yalnızlığını gideren, bir olma isteğini doyuran bir şey olarak görmüş ve söz etmiştir. Yalnızlık duygusunun bilinçte belirmesi huzursuzluk yaratmaktadır bu yüzden her insanda “yalnızlıktan kurtulma; birleşme, kendi kişisel yaşamının sınırlarını aşıp bütünlüğe ulaşma isteği vardır.” Geçmişten günümüze her insan ve toplum yalnızlığını çeşitli şekillerde gidermeye çalışmıştır. Örnek verecek olursak dinsel törenler ve Çağdaş Batı toplumunda toplumla kaynaşma yalnızlıktan kurtulmanın bir yoludur. Bazı insanlar ise cinsel birlikteliğin, alkol ve uyuşturucu kullanımının yalnızlığını gidereceğini düşünmektedir. Bunun yanı sıra insan doğanın bir parçasıdır, toprak, gökyüzü, ya da hayvanlar onun dünyasıdır. Bunlara ek olarak, “sevgi vermektir, almak değil”. Bu sözü şu örnekle açıklayabiliriz. Erich Fromm doğadaki erkek-dişi kutuplaşmasından bahsetmiştir. Mesela gök ile yerin birlikteliğinden söz edecek olursak, gök bir erkek ve yer bir kadındır. “Gök’ ün
1000Kitap
Sevme SanatıErich Fromm · Payel Yayınları · 19957,7bin okunma