"Ey Rabbimiz, bizleri ve önceden iman ederek bizleri geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve gönüllerimizde, iman etmiş olanlara karşı kin tutturma! Ey Rabbimiz, şüphe yok ki sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin!"
"Hem dost ve ahbab ise: Eğer onlar îman ve amel-i sâlih sebebiyle Cenâb-ı Hakk'ın dostları iseler, "El-hubbu Fillah" sırrınca, o muhabbet dahi, Hakk'a aittir."
"Madem peder, kimseyi değil, yalnız veledinin kendinden daha ziyade iyi olmasını ister. Ona mukabil veled dahi, pedere karşı hak dava edemez. Demek valideyn ve veled ortasında fıtraten sebeb-i münâkaşa yok. Zira münâkaşa, ya gıbta ve hasetten gelir; pederde oğluna karşı o yok. Veya münâkaşa, haksızlıktan gelir; veledin hakkı yoktur ki, pederine karşı hak dava etsin, pederini haksız görse de, ona isyan edemez. Demek pederine isyan eden ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır."
O gün Ebû Bekir radıyallâhu anh, babasının evine gitmiş ve hâlâ Müslüman olmamış olan babasını alıp senin yanına gelmişti.
Bir de baktın ki bembeyaz saçlarıyla yaşlı bir dede önünde duruyor. Müslüman olmadığı halde ona acıdın da Ebû Bekir'e dönüp:
"Onu evinde bekletseydin de ben gitseydim ona, uygun olmaz mıydı?" dedin.
"Benim Resûlullah sallalahu aleyhi ve sellemden daha çok sevdiğim, gözümde ondan değerli kimse yoktu.
Saygımdan dolayı ona doyasıya bakamazdım.
Şimdi tarif et deseniz onu size tarif edemem; gözümle ona doyasıya bakamadım bile."