Ayla Yiğit

10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
175 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 21:58
Kalemini severek takip ettiğim Şermin Yaşar’ın Tarihi Hoşça Kal Lokantası, yazarın kendine has samimi diliyle yazdığı, gündelik hayatın içinden derlenen kısa öykülerden oluşuyor. Kitapta yer alan hikâyeler çok uzun değil; ancak her biri duygu olarak yoğun ve içe dokunur nitelikte. Yazarın dili son derece yalın, gösterişten uzak. Yaşar, günlük konuşma diline çok yakın bir anlatım tercih ediyor ve bu sayede karakterlerin iç sesine ya da hayatlarına dair aktarılanlar çok sahici hissettiriyor. Öyküleri okurken, bir masada oturmuş da yazar sana geçmişten bir hikâye anlatıyormuş gibi bir atmosfer oluşuyor. Kitapta ağırlıklı olarak kaybetmek, vedalar, geçmişe özlem, yalnızlık, hayatın küçük ama önemli anları gibi konular işleniyor. Bu kitap; hayata biraz yavaş bakmamız gerektiğini, küçük vedaların bile insanda nasıl derin izler bırakabildiğini hatırlattı. En beğendiğim öykü “Sıradan Anlar Fotoğrafçısı”! Kitapla, sevgiyle kalın!
Tarihi Hoşça Kal LokantasıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20248,1bin okunma
Reklam
8/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
145 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 16:57
Moliere’nin klasikleşmiş eserlerinden biri olan Kibarlık Budalası, 17. yy. Fransa’sının burjuva sınıfına yönelik zekice kurgulanmış hicivlerle dolu bir komedidir. Oyunun merkezinde yer alan Monsieur Jourdain, zengin olmasına rağmen, asilzade sınıfına ait olma arzusuyla çeşitli gülünç çabalara girişen bir karakterdir. Bu arzusu, kibarlık ve görgü merakı ile birleşince, onun nasıl kolayca kandırıldığını, alay konusu olduğunu ve toplumun gözünde ne denli komik bir figüre dönüştüğünü gözler önüne serer. Eserde Moliere, sosyal sınıf farklarını, garga ve kibirli maskesi altında sergilenen yapay davranışları ve güçlü bir taklitçilikle öz benlikten uzaklaşmayı ele alır. Jourdain’in müzik, dans, kılıç ve felsefe dersleri alması; sadece entelektüel görünmek için yaptığı yüzeysel girişimler, dönemin yükselen burjuvasının asillere öykünmesini tiye alır. Kitap okuyucuya hem eğlenceli hem de düşündürücü bir tiyatro deneyimi sunar. Yalın anlatımı, keskin mizahı ve evrensel temalarıyla klasikleşmeyi hak eden bu eser, özellikle insanın kendi benliğini inkâr ederek ‘başkası olma’ çabalarının ne denli gülünçleşebileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyar. “Başkası olma, kendin ol! Böyle çok daha güzelsin.” şarkı sözüyle kapatıyor ve sizi kitapla baş başa bırakıyorum. Kitapla Kalın!
1000k
Kibarlık BudalasıMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,9bin okunma
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
Hayat dediğimiz o uzun ve yorucu yolculukta, bazen sadece durup nefes almaya, içimizi yoklayıp sessizliğin kıymetini hatırlamaya ihtiyaç duyarız. İşte tam o vakitlerde Mecit Ömür Öztürk’ün Dervişin Teselli Koleksiyonu 2 kitabı insanın eline düşer; sanki tesadüfen değil, zamanın tam en doğru köşesinde, bilinçli bir buluşma gibi. Bu kitap adına yaraşır şekilde bir teselli koleksiyonu. Yazar, dervişane bir bakış açısıyla dünyanın geçiciliğini, insanın arayışını, sabrın ve sevketmenin güzelliğini usulca fısıldıyor. Sade, derin ve içten ifadeleriyle insanın kalbinde yumuşak bir yer bırakıyor. Kitap, ruhunu sakinleştirmek, hızın ve gürültüden uzaklaşıp kendi iç sesini duymak isteyene; tasavvufla, düşünceyle ve derinlikle ilgilenen, içerdeki telaşların ötesinde, sabrın ve sessizliğin gerekliliğine arayıştaki ruhlara hitap ediyor. Gösterişsiz ama etkileyici; sessiz ama düşündürücü bir kitap. Okuyup bir kenara bırakılacak değil, insanın başucunda, elinin altında tutacağı bir dost gibi. Ne zaman dünya ağır gelirse, sayfalarını aralayın. Kitapla ve sevgiyle kalın..
1000k
Dervişin Teselli Koleksiyonu 2Mecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 20221,932 okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 21:37
Dervişin Teselli Koleksiyonu, doğunun ve batının binlerce yılda oluşturduğu teselli birikimini yaralı gönüllere cömertçe ulaştıran bir kitap. Yazar, bu çalışmasında İslam büyüklerinin kalp ve ruhlara şifa yaklaşımlarına yer verdiği kadar, yabancı düşünür ve yazarlara da söz hakkı vermiştir. Bu kitabın her kesimden insanın düşüncesine, tesellisine yer vermesinin sebebini yazar, şu gerekçelerle açıklamıştır: “Sınırlar ülkeleri birbirinden ayırabilir ama kederleri ayıramaz . Dünyanın neresinde hangi kültür içinde yaşıyor olursa olsun, insanın dertleri benzerdir. Şair, “Kederlerde bütün yüzler birleşir” derken bu ortak paydayı kastediyor olmalıdır. Bazı insanlar zengin bazıları ise fakirdir; kimileri hasta kimileri sağlıklıdır; bilgili insanlar da vardır cahiller de; ancak bir kedere sahip olmayan tek kişi bile yoktur. Evet, kederler ve teselliler evrenseldir, insanlığın müşterek malı ve meselesidir. Bu yüzden bütün insanları kaynaştıracak, kardeşliği hatırlatacak, dünyadaki çatışmaları dindirecek olan sınırlı güç; keder, musibet ve teselli kavramlarında aranmalıdır.” Her teselliye uygun bir bölüm var kitapta. Her bölümün ayrı bir konusu olsa da vermek istediği mesajları kısa not ve alıntılar halinde ekleyeyim: Hepimiz gün içerisinde hüzünlendiğimiz, dertlendiğimiz, şikayet ettiğimiz olaylarla karşılaşırız. Kimi zaman küçücük olurken bu musibetler kimi zaman büyük kitleleri etkileyecek kadar büyük olabilir. Önemli olan bu olayları karşılayış biçimimiz. İnsan, başına gelecek mukadder hadiseleri değiştiremese bile o hadiselere verdiği tepkiyi etkileniş biçimini yorumlarıyla değiştirebilir. Montaigne der ki: ”İnsan, etrafında olup bitenlerden çok olup bitenlerle ilgili kendi görüşlerinden etkilenir.” Mutsuzluk bizim yorumumuzdur, “ İnsan kendini mutsuz olduğuna
Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 201710,1bin okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 16:52
Aziz Nesin, on altı yaşına kadar olan çocukluk anılarını “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez” adlı kitapta toplamış. İki cilt olan bu kitabın içinden birtakım anıları seçip ayıran değerli yazar Erdal Öz, bunları ayrı bir kitap yapmış. Bu kitaba da yazarla birlikte “Ben de Çocuktum” adını koymuşlar. Anılarını perdesiz yazan yazarımızın amacı, topluma bir borç ödeme çabasıdır. Bunu da kitabın son sözünde şu şekilde ifade etmiştir. “Beni yaşamım toplumcu yapmıştır. Sınıf değiştirerek kendi parçamı kurtarıp rahata kavuşmak elimde değil. Bir atasözümüz var: Her koyun kendi bacağından asılır. Evet, doğru, her koyun kendi bacağından asılır ama, koyun olduğu için… İnsanlar koyun değil ki… Hiçbir insan yalnız kendi bacağından asılmaz; her asılanla biraz da biz asılırız, her açla açız. Her tutukluyla tutukluyuz. Mutluluk, başkaları mutsuzken, yalnızlıkla olmaz, toplulukla olur. Aç insanlar olduğunu bilirken, lokmalarım boğazımdan rahatlıkla geçmiyor; soğukta titreşenler varken, odamdaki sobamda ısınamıyorum. Bu Isa’ ca bir duygu ve duygusallık değildir. Bu bilinçli, akılcı bir davranıştır. Yemeğimi rahat yemek istiyorum, rahat ısınmak, rahat uyumak istiyorum; bu benim hakkım değil mi? İşte ben bu hakkı istiyorum. Bu hakkı insanların, çoğunluğun elinden alan mutlu azınlığın, sonsuza dek, yaşadığım sürece hep karşısındayım, karşısında olacağım. Ben sınıfımın yazarıyım, böyle olmak zorundayım, başka türlü olamam, elimden gelmez. Benim sınıfım emekçilerdir, yani otuz milyon yurttaşımın en az yirmi beş milyonu. Yurdumda sürüp giden bozuk düzenin kökten değişmesi gerektiğine inanıyorum. Bu bozuk düzende çıkarı olanlarla bir de kandırılmışlar, “Böyle gelmiş böyle gider” demektedirler. Hayır, böyle gitmeyecek, böyle gidemez, böyle götürmeyeceğiz. Çocuklarımız benim yaşadığım çocukluğu
1000k
Ben de ÇocuktumAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 2018640 okunma
Reklam