Yine her kitabın zamanı gelince okunacağına dair düşüncelerim pekişti, çünkü tam da okul için yaptığımın sunumun hazırlama aşamasındayken okumaya başladım ve sunumun konusuyla da bağlantılı bir hastalık üzerine yazılmış bir kitaptı.
Stella Grant, altı yaşından beri kistik fibrozis hastalığı nedeniyle sık sık hastaneye yatmaktadır ve hastane artık evi, hastane çalışanları da ailesi gibi olmuştur. Will Newman ise aynı hastalığın üzerine bir virüs kaptığından ölüm onun için kaçınılmaz hale gelmiştir. Annesinin hastalığı için bitmek bilmeyen çözüm bulma çabaları yüzünden hiçbir şehir ve hastanede uzun süre kalmamış ve hiçbir yere karşı aidiyet hissini kazanamamıştır. Bu iki gencimiz şans eseri aynı hastanede karşılaşırlar ve yaşadıkları hayata karşı bakış açıları birbirinin tam tersidir. Arkadaşlıklarının başlamasıyla birbirlerine çok şey katarlar.
Bu kitapla alakalı o kadar karmaşık duygulara sahibim ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Bir paragrafta kahkahalar atarken sonraki paragrafta için cız etti. Bir sayfayı mutlu mesut okurken diğer sayfada hüngür hüngür ağladım. Böyle böyle bir baktım kitap bitmiş. Stella ve arkadaşlarının birbiriyle iletişimi o kadar güzel ve toksiklikten uzaktı ki, insan kitap karakteri olmaya özenmiyor değil. Hastanedeki hemşirelerin bile hasta çocuklarla çok büyük bir samimiyeti vardı, umarım gerçekte de böyle bir iletişim kurulabiliyordur. Hastalıkların iyileşme sürecinde manevi desteğin çok büyük bir rolü olduğu doğal bir şekilde hikayeye yedirilmiş. Hastaneyle alakalı terimler de can sıkıcı boyutta değil, farkında olmadan bilgilendiğiniz bir kitap aslında. İnsanı araştırmaya da yönlendiriyor. Puan kırmamın tek nedeni sonunun tatmin etmemesiydi.
Sık sık derin düşüncelere de dalıyordum ister istemez. Biz gayet rahat bir şekilde