Kitap genel olarak yazarın da içinde bulunduğu toplama kampındaki gözlemlerini ve anılarını içeriyor.
Kitaptan bir alıntı:
Birisi, yaralı olduğu için ya da belki de ödem veya ateş yüzünden, birkaç gün kamp içinde hafif işlerde çalıştırılma umuduyla revire başvurur. Kar içinde saatlerce hazır ol vaziyette bekletilen, kampta ayağına göre ayakkabı olmadığı için dışarıda çıplak ayakla çalışmaya zorlanan on iki yaşında bir çocuğun revire getirildiğini görmek onu etkilemez. Çocuğun parmakları donmuştur ve doktor elindeki pensle, çocuğun kangren olan morarmış parmak uçlarını teker teker keser. Tiksinti, dehşet ve acıma: Bu olayı izleyen bir tutuklu artık böyle şeyler hissetmez. Birkaç haftalık kamp yaşamından sonra acı çekenler, can çekişenler ve ölümler öylesine sıradan şeyler olur ki, bunlar, tanıklık eden bir tutukluyu artık etkilemez olur.
Kitapta geçen bu örnek bana kitabın özeti gibi geliyor. İnsanın nasıl duyarsızlaştığını ve her ne olursa olsun fiziksel olarak her şeye alışabileceğini gösteriyor. Hayattaki en önemli şeyin umut etmek olduğunu söylüyor. Ne zamanki ordakiler umudunu kaybediyor işte o zaman ölüyorlar. Onları öldüren şey açlık, yalnızlık, hastalık ya da çalışma değil. İleriye dönük herhangi bir hayalinin kalmamasi oluyor.