Aynur Karaduman

Güçlü bir şeyler yemeli. Ne kadar güçlü bir şey yersen, o kadar sen de güçlü olursun. .... İnsanoğlu bunu öğrenmiştir işte; güçlü olmak için güçlüyü yiyeceksin.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Reklam
"Şu kasabada aynı dili konuşuyoruz da ne oluyor herkes düşman ötekine. Öyle tabii, düşün bir de tüm dünyada aynı dil konuşulsun, kimsenin rengi, dini bir ötekinden farklı olmasın... Dünya üzerinde insan kalmazdı." "Nasıl yani?" "Bir vakitler öyleymiş ya, Nemrut’un zamanında her insan aynı dili konuşurmuş; tufandan az sonrasıymış fakat insanlar tufan cezasından hiç ibret almamışlar, günahları, rezillikleri öncesinden de beter haldeymiş."
Sayfa 99·Kitabı okudu
Bireyicilik ateşini korkuyla birlikte körükleyeceksiniz. Onların hepsi biz kardeşiz, yoldaşız derler, aldırmayacaksınız. Onların çoğunun içinde bir bireyicilik ateşi sonsuzca yanar, karıncaların birbirlerine düşmanlığı bu bireycilikten doğar ölüm, yılgınlık, sevgisizlik bu bireycilikten doğar.Hiçbir kırmızı sakalın birbirini sevmesine fırsat, izin vermeyeceksiniz. Bunlar birbirlerini sevmeye başladılar mı, sevginin olduğu yerde bireycilik barınamaz, korku, aşağılanma barınamaz. Zinhaaar, sevgiye izin vermeyeceksiniz. Bunlar birbirlerini sevmeyi öğrenirlerse, bizi de, filleri de erinde gecinde yenmenin bir yolunu bulurlar.
Sayfa 135·Kitabı okudu
Tanrı kimseyi insanın düştüğü yere düşürmesin. İnsanoğlu bezirgan olduktan sonra her şeyi alıp sattıktan sonra insan olmaktan da çıktı. Yüreği alıp sattı insanoğlu, yürek yüreklikten çıktı. Aşkı, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği, barışı, arkadaşlığı, kandaki sıcaklığı, güzelliği alıp sattı insanoğlu. İnsanoğlu insanlıktan çıktı, oburlaştı, biriktirme hastalığına tutuldu. O sebepten, sayın yaratık kardeşlerim, insanları bugün bu mutlu günümüze çevirmedi.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Çünkü o insanların yasaları berbattır. Biri yer, bini bakar, kıyamet de ondan kopar, derler, bir türlü o bekledikleri kıyamet kopmaz. Bini çalışır, aç kalır, on bini, yüz bin çalışır aç kalır, birisi yalnız birisi döke saça yer, tıksırıncaya kadar yer, yer doymaz. Her çağda bir şey uydururlar, şimdi bütün işleri güçleri beşe alıp onu satmaktır bir şeyi. Toprağı alıp toprağı satıyorlar, ağacı suyu, insanı, ellerine ne geçerse; analarını, babalarını, çocuklarını, karılarını, gözleri şu evrende neyi görürse alıp satıyorlar.Taşı alıp taşı, yıldızı, altını, elması, çiçeği, yüreklerini, gözlerini alıp satıyorlar. İnsanlar kendilerini bir alıp satma deliliğine kaptırmışlar ki, delilik derim sana... Evrende ne bulurlarsa alıp satıyorlar.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Reklam