"Geçmişe saygınız yok mu ? Büyük-büyükannelerinizin düşündüklerine ve inandıklarına ?"
"Yoo hayır,"dedi. Neden olsun ki ? Hepsi göçüp gitti. Bizden daha az şey biliyorlardı. Zaten onların ilerisine geçemezsek,onlara layık değiliz demektir ; keza bizden daha öteye geçecek olan çocuklarımıza da layık olamayız."
Şimdi fark ediyordum : Belki de yalnızlığımın adı buydu : İplerimi birinin eline vermeyi beklemek. Oysa başka bir ihtimal daha vardı ; ipleri kendim de tutabilirdim. Ve bunun farkına bu yaşımda ancak varmıştım.
Anlaşamıyorduk.Neden ayrıldınız ? Anlaşamadık.Neden boşandınız ? Anlaşamadık.Anlaşamamak çok anlaşılır bir nedendi ayrılmak için ama kimseye bu kadar açıklama yeterli gelmiyordu.Daha geçerli sebepler istiyordu toplum bizden.Hiç değilse şiddetli bir geçimsizlik istiyordu.Oysa şiddetsiz,sessiz bir geçimsizlik de az şey değil ki.Aynı evi paylaşan,hiç konuşmadan,kavga etmeden,birbirine dokunmadan seneler geçiren insanların geçimi de geçimsizlik değil mi ?Çiçeği ha bir günde koparıp atmışsın kökünden,ha yavaş yavaş solmasına izin vermişsin.