Refresh

This website 1000kitap.com/Ayse_akgn/alintilar is currently offline. Cloudflare\'s Always Online™ shows a snapshot of this web page from the Internet Archive\'s Wayback Machine. To check for the live version, click Refresh.

Ayşegül Akgün

“Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu,daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.”
Sayfa 86·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İster hayatımız,ister etkin tarlalarımız olsun,sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız.Ama hayat hikâyemiz ile dünya tarihinin aynı El tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman,bunu anlar anlamaz,bu korku uçup gider.
Sayfa 92·Kitabı okudu
" -Neden anlaşılması bunca güç bir dil kullanılıyor? -Anlamak için yeterince sorumluluk duyanların,yalnızca bunların anlayabilmesi için,diye yanıtladı İngiliz.Herkesin kurşunu altına dönüştürmeye kalkıştığını düşün biraz.Bir süre sonra altınların hiçbir değeri kalmazdı.Yalnız inatçı insanlar,dirençli araştırmacılar Büyük Yapıt'ı gerçekleştirmeyi başarabilirler.
Sayfa 98·Kitabı okudu
“ “Ama şimdi sana küçük bir öykü anlatmak istiyorum: Bir tüccar Mutluluğun Gizi’ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış.Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra,sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış.Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman,girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış.Tüccarlar girip çıkıyor,insanlar sohbet ediyor,bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş;dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış.Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş.Bizim delikanlı sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge,ama Mutluluğun Gizi’ni açıklayacak zamanının olmadığını söylemiş ona.Gidip sarayda dolaşmasını,kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş.Ama sizden bir ricada bulunacağım,diye eklemiş bilge,delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla yağ koymuş ’sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve dökmeyeceksiniz.’Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkmaya başlamış,gözünü kaşıktan ayırmıyormuş.İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış.’Güzel demiş bilge,peki yemek salonundaki acem halılarını gördünüz mü?Bahçıvanbaşının yaratmak on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü?Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?’ Utanan delikanlı hiçbir şey görmediğini itiraf etmek zorunda kalmış.Çünkü bilgenin kendine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabaladığından,başka bir şeye dikkat edememiş.’Öyleyse git,evrenimin harikalarını tanı,’demiş ona bilge.’Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış.Bu kez,duvarlara asılmış,tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat
Sayfa 47·Kitabı okudu
"İnsanların hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yok.Her şeyi dükkândan hazır alıyorlar.Ve arkadaşlar da dükkânda satılmadığı için hiç arkadaşları olmuyor."