Ne güldüm, ne güldüm; elimi dizime vurarak deliler gibi güldüm. Boğazımdansa tek ses çıkmıyordu; dilsiz ve bitkindi benim kahkaham; ağlamak özlemini tasıyordu.
Sadakat nedir, sevdiğimiz kadından ne bekliyor-duk? Ben yaşlıyım ve bunu da çok düşündüm. Sadakat korkunç bir bencillik ve aynı zamanda insan hayatındaki çoğu menfaat gibi kibirli bir şey değil mi? Sadakat beklerken, ötekinin mutluluğunu istiyor muyuz? Ve o, sadakatin incelikli hapishanesinde mutlu olamıyorsa, yine de ondan sadakat beklerken onu gerçekten sevdiğimizi söyleyebilir miyiz? Ve eğer onu mutlu olacağı şekilde sevmiyorsak ondan herhangi bir şey, sadakat ya da başka bir kurban talep etmeye hakkımız var mı?
Ömrümce bardağın dolu tarafını görmedim. Boş tarafını da görmedim. Bardağı her an devrilecekmis gibi gördüm. Ya da hic göremedim. Zaten bardak da yoktu. Hiçbir şey yoktu.
Ne kadar güzeldi. Ama yanında kimse yokken, birlikte olmaktan hoşlandığı, ona ait olan, dönüp "Şuna baksana," diyebileceği biri yokken bunun ne anlamı vardı...
Insan, "Şuna baksana canım," diyemez miydi? Evet, insan "canım" diyebilirdi ve bu tatlı kelime, sadece sevdiği birine söylemekle bile insanı mutlu ederdi.