Ayşe dikici

Ayşe dikici
@Aysedkc
Çay
Bir haziran akşamı Mahçup tereddütler yansıdı gümüş aynalara.... Kimliksiz, masumdum, Oysa, içimde şuh bir kadın uyuyordu kırmızılar içinde . İnce belli bardaklar dolanıyordu parmak uçlarımda, Şekersiz, şekerli, yudumluyorduk içimizde birikmiş sözcükleri. Sen sigaranı üflüyordun, bir vapur pupa yelken gidiyordu Karşıyaka'ya. İçinde yorgun günün uykulu yolcuları, Ve şarkılar söyleyen bir sokak çalgıcısı... Ben ruhumu çiziyordum tahta masaya Sen şiir okuyordun çay bardaklarında... Bir bardak çay, bir uzun şiir ediyordu gözlerimizde. Gece önümüzde akıyordu yıldızlar dolusu yalnızlıklarla. Bizse kalabalıktık yanyana, yakınken denize düşmüş yıldızlar gibi...
Sayfa 43 - İzan yayınlarından
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Nilüferler
Gökte şelaleler sürmekte gecenin ihtişamını. Yıldızlar, uyur gezerliğimin şahidi. Uyandır üryan rüyalarımdan öperek beni! Ayşe Dikici
sancı
Sancı Sen gittin, Bahar çiçeklerinde çöl mevsimi... Ellerimde küstüm çiçekleri, Dudaklarımda sancılı kelimeler, İçimde nar taneleri.... Ayşe Dikici
Dilek Ağacı
Öfkemi bir kelebek ağıyla topluyorum Bir dilek ağacında beyaz bezler uçuşuyor, saçımda gri bulutlar ... Papatya falları tutmuyor Ağaç dalında yeşerecek umut. Dilek tutmaz kelebekler! Sonra bir yüzük taşında seviyorum mavi kelebeği. Ölüler sevilir mi böyle yakından?! Sızlar mı kalpler, öfke diner, dağ yanar mı ormansız!? Ayşe Dikici
Barış
Çocuğun gördüğü düştür barış. Ananın gördüğü düştür barış. Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış. Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba elinde yemiş dolu bir sepet; ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi ter damlalarıyla alnında… barış budur işte. Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara, yangının eritip tükettiği yüreklerde ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun, ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık, boşa akmadığını bilerek, kanlarının, barış budur işte. Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece. Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun gökyüzünün dolmasıdır içeriye; gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla bayram günlerini çalan gözlerimizde. Barış budur işte. Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır. Başaklar uzanıp, ışık! Işık! – diye fısıldarlarken birbirlerine!