Ayşe nur

Puan vermedi·368 syf.··
2019 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2019 00:11
Dün sabah namazına bir saat kala başladığım kitap bugün onikide bitti.Gündüz her sayfasında alıntı yapmak isteyip diyer sayfanın merakından yapamayıp alıntı yapamadığı için pişman olup ama diğer sayfayı da okuduğu için mutlu olduğunuz bir kitap verhasil kelam çok gerçekçi ve hissedilirdi mutlaka okunması gereken bir kitap. "Hissetiklerinizi gerçekleştirmekten korkmayın ve mutlaka Romeo ve julieti okuyun" En etkilendiğim cümle ise "İnsan yarası yarasına denk geleni severmiş"oldu.
Edebiyat
AyçöreğiZeynep Sahra · Ren Kitap · 202011,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·68 syf.··
2019 15. kitabı
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nun kadın kahramanını ise sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanırız. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun “gönderen”inin adı verilmemiştir. Mektubun başında tek bir hitap vardır: “Sana, beni asla tanımamış olan sana”. Ayrıca mektupta, adın belirtilmemiş olmasına rağmen, yazanı mektubun alıcısına “onu hep delice sevmiş bir kadın” olarak tanıtabilecek en ufak bir ipucu da bulunmamaktadır. Oysa kadın ile erkek – onun kimliği, en azından “roman yazarı R.” olarak bellidir– karşılaşmışlardır; hatta kadının genç kızlık döneminde çok kısa süre, birkaç gün ve gece, birlikte olmuşlardır ve bu birliktelikten bir çocuk da dünyaya gelmiştir. Ama buna rağmen mektup boyunca kadının dile getirdiği şu söylemle hep karşılaşırız: “Sen, beni asla tanımadın!” Buradaki “ben”, erkeğe delice âşık olan “ben”dir ve erkek, onu bu niteliği ile hiç tanımamıştır. Onun için bu “ben”, hayatına giren öteki kadınlardan –ki, bunların sayısı hayli kabarıktır!– hiçbir farkı bulunmayan bir bendir. Kadın, kısa beraberliklerinde ona yıllardır âşık olduğunu hiçbir zaman söylemez. Söylediği takdirde, erkeğe paylaşılmamış bir derin duygudan ötürü sorumluluk yükleyebileceğinden korkar. Zaten ondan bir çocuğu olduğunu da aynı nedenle gizler. Çünkü kadına göre yaşadığı aşk, ancak karşısındaki erkek tarafından bu boyutta anlaşılabildiği takdirde bir “karşılıklı aşk” olabilecektir. Bu olmadığı takdirde kadın, büyük tutkusunu hep bir “bilinmeyen” olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır. Görüldüğü gibi, bu olayda dekor olarak bir kraliyet sarayının ihtişamı ve bir çağ değişiminin büyük dalgalanmaları yoktur. Sadece 1920’lerin Viyana’sında sessiz sedasız ve tek taraflı yaşanan bir aşkın hüznü vardır. Başka deyişle Zweig, bu metninde aşkın
1000Kitap
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma