Güzin Abla’nın köşe yazılarını okuyor gibi oluyorsunuz. Üç dört sayfalık öyküler vaka bazında derinlemesine bir çalışmaya dönüşmeden, hayat öyküsü, yaşanılan problem ve öğütlerden oluşuyor. Acele ile yazılmış olduğu hissi verdi.
Ülkemiz kadınının yaşadığı sıkıntıları görmek için okunabilir.
Benzer sıkıntıları yaşayan ve başkalarına verilen öğütlerden fazlasını isteyenlere kendini anlamak tanımak, kendi için bir şeyler yapmak isteyenlere birkaç kitap önerecek olsaydım
Fark Et DÜşün Hisset Yaşa, İyi Hissetmek (Gülseren Hanım’ın sık bahsettiği kader motifi/ şemalar üzerine), Depresyondan Çıkış Yolu gibi kitapları önerirdim.
Bu kitabı bitirmem bir aydan uzun sürdü. Yazıların çoğu köşe yazıları ve haftasonu gazeteye göz atarken okunduğunda belki keyifli olabilecekken, kitapta ardarda basıldıklarında çok zayıf kalmışlar.
Düşünceler keyifli ama yazım çok zayıf. Herkesin kendi kendine düşünürken bir deftere karalayabileceği şeyler bunlar. Yazıların içinde bir yapı yok, her iki cümle sonra başka bir şeyden bahsediliyor. Yazının bir yeri çok sade iken bir başka yerde süslü abartılı benzetmeler peşpeşe sıralanıyor. Bir de her yazıda bir ders verme çabası var, o da olmasaydı keşke biraz daha rahat bir havada yazılsaydı.
Bazı okuyucular çok keyif almış, birilerine iyi gelmesi ne güzel. Ama ben zorlandım. Zaman geçmedi okurken. Bitirdiğim için çok rahatladım. Şimdi yeni bir kitaba başlayabilirim.
Belki pek bir önemi yok ama Pollyanna’nın otizm spektrumunda olduğunu düşündüm bilmem bana katılan olur mu…
Somut düşünme, empati kuramama, diğerlerinin niyetlerini anlayamama, belirli bir düşünceye konuya saplanma…
Yaşı daha küçük olsaydı bunları kayıplarından sonra savunma mekanizması olarak görürdüm ama yanılmıyorsam 11 yaşındaydı. Bu yaşta sokaktaki her insana aynı tutumla yaklaşması, yabancılardan hiç çekinmemesi, karşısındaki insanların söz ve davranışlarını hep somut yorumlaması, ve karşısındaki ile empati kuramaması daha fazlası var dedirtiyor.
Bunlar çok açık otizm işaretleri değil belki ama farklı bir çocuk yani.
Neyse kış günü içimizi ısıttı.
PollyannaEleanor H. Porter · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,4bin okunma
Şimdiye kadar en çok keyif aldığım Jane Austen romanı oldu. Jane Austen romanlarındaki balolar, eş bulma, evlilik, lüks ve rahat yaşam gibi unsurların biraz daha dışında bir aşk romanı (platonik). Ben daha iyi yapılandırılmış ve yazılmış olduğunu düşündüm.
Baş karakter Fanny bana A.Bronte’nin çok sevdiğim Agnes Grey’ini hatırlattı. Agnes Agnes Grey
Kitapta ahlaki öğreti çabası fazla olsa da İngiliz edebiyatında görmeye alışkın olduğum için rahatsız etmedi.
Kitabı bir ay boyunca hergün sabah kahvemi içerken okudum. Yarın sabah karakterlerin yokluğunu hissedeceğim bir tek o üzdü.
Mansfield ParkJane Austen · Can Yayınları · 20172,634 okunma
New York Times Bestseller olarak beklentimin altında kaldı. Kişinin kendi duygu düşünce ihtiyaçları ile ilişkisini hayatta neler istediğini anlamasini sağlamak açısından birçok insana faydası dokunabilir. Ancak anlatım ezbere ve yavan. Özellikle alanda zaten bilgili olanlar için. Yazılmış olmak için yazılmış gibi. Bölümler blog yazısı gibi daha çok ve okuyucuya sen diye hitap ediliyor. Kitabın sayfa kalınlığı boyutu figür ve renkleri de ilkokul kitapları gibi. Okurken sayfalar yırtılabiliyor…
Piyasada benzer amaçla yazılmış daha iyi kitaplar olduğunu düşünüyorum . İyi Hissetmek, Sınırlar, öz şefkatli farkındalık şimdi aklıma gelenler…