Ayşegül

Ayşegül
@Aysegul__01
İnsan; bir damla kan, binlerce endişe...
Matematik Öğretmeni
Lisansüstü
82 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Kitabı okurken kendimi bambaşka bir âleme geçmiş gibi hissettim. Bu kitabı çok sevdim. Çünkü sadece bir biyografi değil; ruhuma dokunan, beni içsel bir yolculuğa çıkaran bir rehberdi. İskender Pala ’nın dili o kadar zarif ve derin ki, satırların arasında dolaşırken hem Mevlânâ ve Şems-i Tebrizî ile tanışıyor hem de kendi kalbimle yüzleşiyorum. Kitapta Mevlânâ Celaleddin-i Rumi ’nin çocukluğundan başlayarak Konya ’daki irfan yolculuğuna, Şems ile karşılaşmasına ve aşk ile dönüşen hayatına tanıklık ediyorum. Onun ilmi, sabrı, tevazusu ve en çok da aşkı anlatılıyor. En etkilendiğim kısım ise Şems-i Tebrizî ile kurduğu bağın, onu sadece bir âlim olmaktan çıkarıp bir aşk ve hakikat yolcusuna dönüştürmesi. Kitapta Mevlânâ’ nın eserleri özet ve seçme metinler hâlinde yer alıyor. Sanki altı ciltlik Mesnevî ’yi tek tek okuyup altını çizdiğim yerleri büyük bir özenle seçmiş de “Metinler” bölümünde bir araya getirmiş gibi… Kısa, sade ama derin anlamlar taşıyan hikâyeler; güçlü semboller ve insanın içine işleyen ibretler… O kıssaları okurken her birinde kendimden bir parça buldum, kimi zaman bir eksikliğimle, kimi zaman bir arayışımla yüzleştim. Aynı şekilde "Rubailer" ve "Gazeller" bölümlerinde Divan-ı Kebîr ’den seçilmiş; Şems’e duyduğu aşkı coşkuyla dile getiren şiirler de kitapta yer alıyor. O dizelerdeki ilahî aşkın yakıcılığı beni derinden etkiledi; kelimelerin arasından taşan o aşk hâli, kalbime dokunup uzun süre etkisini sürdürdü. Bu kitabı sevmemin en büyük nedeni, Mevlânâ ’yı sadece “Gel, Ne Olursan Ol Yine Gel” sözünden ibaret bir figür olarak değil; derin bir âlim, güçlü bir mütefekkir ve yanıp tutuşan bir âşık olarak göstermesi. Ben bu kitabı okudukça huzur buldum. Su gibi aktı. Sanki Mevlânâ ’nın çağlar ötesinden gelen sesi kulağıma
1000Kitap
Mevlanaİskender Pala · Kapı Yayınları · 20241,195 okunma
Reklam
Sanat mı?
1/10
·152 syf.··
2026 6. kitabı
Kitap konu anlamıyla güzel, kadınların sesi niteliğinde fakat kitabı bitirdiğimde hissettiğim tek şey kocaman bir hayal kırıklığı ve anlamsız bir yorgunluk oldu. Herkesin 'başyapıt' diye övdüğü bu eseri okurken gerçekten çok zorlandım. Açıkçası, kitabın bu kadar yoğun ve rahatsız edici derecede cinsel içerikle dolu olması beni hikayeden tamamen kopardı. Bir kadının dramını anlatmak için bu kadar ileri gidilmesine, her şeyin bu denli teşhir edilmesine gerek var mıydı, emin değilim. Yazarın 'bilinç akışı' diyerek sunduğu o karmaşık anlatım tarzı ise bana göre tam bir fiyasko. Cümlelerin birbirine girdiği o kaotik üslup, kitaba derinlik katmak bir yana, okumayı imkansız hale getiren bir bariyer gibiydi. Zihinden geçenleri anlatmak, okuyucuyu kelime kalabalığında boğmak ve hikayeyi anlaşılmaz kılmak demek olmamalı. En çok da 'sanat yapıyorum' adı altında bu tarz aşırılıkların ve kopuk anlatımların yüceltilmesini eleştiriyorum. Eğer bir kitap toplumsal bir sorunu anlatma iddiasındaysa, okuyucuyu bu kadar itmemeli, cinselliği bir araç değil amaç gibi önümüze sermemeliydi. Benim gözümde bu kitap; sanatsal bir başarıdan ziyade, gereksiz bir zorlama ve rahatsız edici bir üslup denemesi. Kısacası, sanat adı altında sunulan her aykırılığın 'iyi edebiyat' olmadığını bu kitapla bir kez daha görmüş oldum.
1000Kitap
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Kitap bence sadece bir macera kitabı değil; daha çok insanın iç huzurunu aramasını anlatan, biraz hüzünlü ama bir o kadar da umut dolu bir hikâye. Her şey normal başlıyor ama sonra 4 yolcunun kaçırıldıkları bir uçağın kazasıyla, kendilerini dünyanın geri kalanından kopuk, gizemli bir yerde bulmaları beni çok etkiledi. Shangri-La denilen bu yer, ilk başta kulağa sadece güzel bir sığınak gibi geliyor ama aslında insanın iç dünyasının bir yansıması gibi. Orada zamanın yavaş akması, insanların sakinliği ve huzuru bana şunu düşündürdü: Biz normal hayatımızda gerçekten çok gereksiz bir telaş içindeyiz. Ayrıca ılımlı olmayı manastırın temel kuralı olarak görülüyor. Hayatta herkese ve her şeye karşı ılımlı olma kavramını güzel vurguladı bu kitap. En çok hoşuma giden şey, kitabın bana şu soruyu sordurması oldu: Eğer gerçekten böyle bir yer olsaydı, ben kalmak ister miydim, yoksa alıştığım karmaşaya geri mi dönerdim? Çünkü bazen insan huzuru bile kabullenmekte zorlanıyor. Alıştığımız kaos bize daha tanıdık geliyor. ( Kaos mu bizi yaşlandıran yoksa :)) Conway'ın iç çatışmasını okurken kendimden parçalar buldum. Bir yanda huzur, anlam ve sakinlik; diğer yanda alışılmış hayat, sorumluluklar ve bilinmezlik korkusu. Bu seçim aslında hepimizin hayatında farklı şekillerde karşısına çıkıyor. Kitap bittiğinde içimde garip bir boşluk oluştu. Sanki ben de o yerden ayrılmışım gibi hissettim. Bana en çok kalan duygu şu oldu: Belki de Shangri-La diye bir yer gerçekten yok, ama insan kendi içinde böyle bir yer yaratabilir. Biraz yavaşlayarak, biraz daha az hırs yaparak ve neyin gerçekten önemli olduğunu fark ederek. Kısacası bu kitap bana sadece bir hikâye anlatmadı; aynı zamanda hayatın hızını, huzurun değerini ve insanın aslında ne aradığını sorgulattı.
1000Kitap
Yitik UfuklarJames Hilton · Ötüken Neşriyat · 2026504 okunma
1/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bu kitabı okurken en çok hissettiğim şey öfkeydi. Sadece karakterin yaşadıklarına değil, ona bunu yaşatan insanlara karşı da ciddi bir sinir hissettim. Özellikle onu dışlayan, küçümseyen ve sanki hiçbir değeri yokmuş gibi davranan arkadaşı ve sevgilisi beni çileden çıkardı. Bir insanı bu kadar yok saymak, onu bu kadar yalnız ve değersiz hissettirmek bence affedilecek bir şey değil. Onların dalga geçerek onu karakteri küçümsemeleri bana fazlasıyla gerçek ve fazlasıyla acımasız geldi. Henüz 18 yaşını bile doldurmamış, ailesinden uzakta, bilmediği bir şehirde, tıp okumaya giden zayıf bir çocuğu bu kadar yanlışa teşvik etmek, onu zorbalamak beni çok öfkelendirdi ve çok üzdü. Karakterin içten içe parçalanmasını görmek çok ağırdı. En kötüsü de, kimsenin bunu fark etmemesi ya da fark edip umursamamasıydı. İnsan bazen gerçekten en büyük yarayı yabancılardan değil, en yakınında sandığı insanlardan alıyor. Bu kitap bunu çok sert bir şekilde yüzüme vurdu ve bu durum beni gerçekten sinirlendirdi. Ama beni en çok rahatsız eden ve kabul etmekte zorlandığım şey, küçük bir kız çocuğuyla ilgili olan sahneydi. 13 yaşındaki bir çocuğun dudağından öpülmesi (pedofili) benim için romantik ya da masum bir şey gibi değil, aksine son derece rahatsız edici hissettirdi. O an kitabın büyüsü tamamen bozuldu. İçimde ciddi bir huzursuzluk ve öfke oluştu. Bunu normalleştiren ya da sıradan bir şey gibi anlatan bir yaklaşım görmek beni kitaptan uzaklaştırdı. Bu yüzden 'Kızıl' benim için sadece psikolojik olarak derin bir kitap değil, aynı zamanda beni rahatsız eden, sinirlendiren ve bazı yönleriyle reddetmek istediğim bir kitap oldu. Evet, güçlü bir anlatımı var, insan psikolojisini çok iyi yansıtıyor. Ama bazı sahneler bende hayranlık değil, tam tersine ciddi bir tepki ve öfke bıraktı.
1000Kitap
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Kitapta üç farklı kadının hikayesi yer alıyor: Hindistan’da Smita, İtalya’da Giulia ve Kanada’da Sarah. Başta “bunların ne alakası var birbirleriyle?” diyorsun. Ama sayfalar ilerledikçe, aslında hepsinin aynı noktada birleştiğini fark ediyorsun: Hayatta tutunma çabası. En çok hoşuma giden şey şu oldu: bu kadınlar korkuyorlar, yoruluyorlar, çaresiz kalıyorlar. Ama yine de devam ediyorlar. Özellikle Smita’nın bölümleri beni en çok etkileyen kısımdı. Onun yaşadığı çaresizlik ve buna rağmen kızına farklı bir hayat istemesi çok gerçek ve çok vurucuydu. Kitabın dili de çok sade. Yazar öyle süslü, ağır cümleler kurmamış. Akıyor resmen. O yüzden okurken zorlanmıyorsun, aksine “bir bölüm daha okuyayım” diyorsun. Ama şunu da söyleyeyim: Bu kitap aksiyon arayanlara göre değil. Daha çok duygu kitabı. İçsel bir yolculuk gibi. Bitirdiğinde böyle sessizce kalıyorsun. Büyük bir olaydan çok, küçük ama derin bir iz bırakıyor. Benim için kitap şunu hissettirdi: dünyanın neresinde olursa olsun, kadınların verdiği mücadele birbirine benziyor. ...Ve bazen hiç tanımadığın insanların hayatı, senin hayatına görünmez şekilde dokunabiliyor.(En vurucusu bu fikirdi kitapta)
1000Kitap
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,5bin okunma
Reklam