Ayşe Kantaroğlu

Ayşe Kantaroğlu
@Aysekant
NİSAN 1955 Antepli gençlerin düzenlediği bir edebiyat matinesinde şiir hakkında konuşma yapan Salah Birsel; -Onlara Abdülhak Şinasi Hisar'ın Boğaziçi yalılarına gitmek için bile bir hazırlık istediğini de anlattım ve Boğaziçi Yalıları"ndan şu parçayı okudum: "Hatırlıyorum: Büyük yengemin Kanlıca burnundaki yalısına da her defa böyle bir hazırlanış devresinden sonra varmış olurduk.Şüphe yok,daha eski zamanlarda bu yalının sahipleri ve misafirleri ona kara yolundan atlarla da gidip gelmişlerdi.Lakin benim yad ettiğim bu zamanda mahallenin erkekleri attan inmişler, yaya kalmışlardı." Nihayet onlara dedim ki: "Bir şiirin güzelliğine, düzen örgüsüne hemen varılamaz.Okurun şiire ulaşabilmesi için şiiri tekrar tekrar okuması,kendini günlük etkilerin baskısından kurtarması,ruhunu arıtması, yıkaması, bir düzene sokması, Kanlıca'daki yalıya giderken olduğu gibi attan arabadan inmesi gerektir. Şiir alanına,sinema salonuna dalar gibi girilmez" Attan arabadan inmek sözü galiba hepsinin hoşuna gitti.Ben soğuk duş etkisi yaptığımı aklımdan geçirirken bir hayli alkış topladım. Salah Birsel/Hacivat günlüğü güncesi
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
GÜNEŞ SATICISI.... ....Madame Rachilde'nin''güneş satıcısı ''nı bir türlü unutamam,çok anlattım onu okurlarıma,bir kez daha anlatayım: Paris'in bir köprüsü üzerinde, bir satıcı bağırıyor,dil döküyor sattığı nesnenin eşsiz güzelliklerini anlatıyor.Başına toplananlar merakla bekliyorlar nedir acaba o adamın sattığı? En sonunda söylüyor.''Size güneşi,her zamanki gözünüzün önünde duran,ama sizin bakmadığınız,güzelliklerini görmediğiniz güneşi satıyorum.Bakın...! Bakın...! sizin bütün hülyalarınızdan güzel değil mi?.Dinleyenlerin çoğu omuz silkip gidiyor,ancak bir kaç kişi ''gerçekten güzelmiş''diyorlar. Şairin, hikayecinin o adama benzemeleri gerekir:bize gözümüz önünde duran,ama alışık olduğumuz için artık farketmediğimiz güzellikleri anlatmaları ve sezdirmeleri gerektir.... Nurullah Ataç/Gene yalnızlık kitabından.... Hayatınızdaki güzelliklerin bu gün farkına varmanız dileğiyle GÜNAYDIN!
Çocukluk bir cehennemdir. Bunun en önemli nedeni,çocukken bize yapılan yanlışların yanlış olduğunu bilmememiz. ."Cehennem acı çektiğimiz yer değildir.Cehennem acı çektiğimizi hiç kimsenin bilmediği yerdir."der Hallac-ı Mansur. Yerleşik bakış açımız,çocuğun ne zaman ve nasıl acı çektiğini farkedebilmemizi önler maalesef.Daha kötüsü,yetişkinin farkında olamadığı birşeyin farkına çocukta varamaz.Çocuk acı çektiğini bilmeden,anlamadan,tanımlayamadan acı çeker.Bu yüzden Çocukluk bir cehennemdir diyoruz. Nihan Kaya/İyi aile yoktur...