Popülaritesiydi beni kitaba çeken. O nedenle aldım bu seriyi. Evet serinin ilk kitabı bitti ve ben kitaptaki birkaç güzel cümle dışında hiçbir şey kazanamadım. Tamamiyle Türk dizi sektörü için yazılmışçasına gelen bu kitap, oluşan popülaritesinin oluşturduğu etkiyi karşılamakta oldukça yetersiz kaldı. Popüler kültüre dair eserleri sevmeyen kimseye üzgünüm, kitabı tavsiye etmiyorum. Bu kadar sayfayı bu kadar gereksiz konular üzerine yazmasının anlamını umarım serinin devamı Çi ve Pi'de bulabilirim.
Ruhi Su
MEZARINDA KURŞUNLANAN ADAM...
" Yıl 1912..
Van’da doğdu..
Adı Mehmet’ti..
Mehmet Ruhi Su..
Küçük yaşta annesi ve babasını kaybetmişti..
Onları hiç tanımadı..
Neden kaybettiğini hiç bilmedi..
Kimsesiz kalmıştı..
Çünkü ne bir yakını vardı, ne akrabası..
Ne amcası, ne dayısı..
“Hangi taşı kaldırsam
anam babam..
Hangi dala uzansam
Hısım akrabam..
Ne güzel bir dünya bu
İyi ki geldim” derdi.
Neden kimsesizdi?.
Neden tek bir yakını yoktu?..
Yıllar sonra Yalçın Küçük Ruhi Su’nun Ermeni yetim olabileceğini yazdı..
Bunun üzerine oğlu İlgin Ruhi Su, “Babamın 1912’de Van’da doğması, öksüzler yurdundan gelmesi, bugüne kadar hiçbir akrabasının çıkmaması düşünüldüğünde Ermeni olma ihtimali hayli yüksek” demişti..
Kendisi de cevabını bilmediği bu soruyu “Birinci Dünya Savaşı’nın ortada bıraktığı çocuklardan biriyim” diye yanıtlardı..
Ruhi Su’yu Adana’da çocuğu olmayan yoksul bir aileye verdiler..
1915 Ermeni tehcirinde ailesini kaybetmiş yüzlerce “devşirme” çocuk gibi..
Bunlar amcan ve yengen dediler..
Onları öyle bildi..
Adana’nın İngiliz İşgalinde amcam ve yengem dedikleri Ruhi Su’yu terketti..
Bunun üzerine Öksüzler Yurdu’na verildi..