“Savaşlarda ve savunmalarda kullanıldı
benliğim.
Kendim komutan, kendim er, kendim olmuş muharebe,
Vurdum, vuruldum emri de verdim.
Oysa kabul-ü mecbur büyülü bir hediye kendime kendim.
Peki kimle niye cenge girdim?
Kendimden kopmaya, yaralamaya ve ben varım ulan demeye,
bir başkasına koşmaya mı?
Neye geldim?
…
Beklentiden iğneleri soktum soktum durdum gözlerime.
İmansız tapınmak neymiş bildim.
Şimdi hangi savunma beni bana geri verebilir ki?
…
Öfkem tükendi.
Tanrıcıklarım hepinizi affettim…
Cenge, ispata, korkuya, koşuşa değil; ışıl ışıl bir arayışla ben ancak keşfe ve şehadete geldim.”