“Trenler dışında her şey, bir yatıra bağlanmış çaputlar gibiydi. Herkes birbirine bakarak anlıyordu yaşadığını. İçimdeki yalnızlık başka yankılar istiyordu.
Ömrüm olmayacaktı yoksa. Ve bir akşam, gittiği yöne aldırmadan ilk trene bindim, bin yıldır kimsenin inmediği istasyondan."
“Aşk iki kişiliktir” sözünü düşüneceğim uzun uzun. Kalkıp pencereden hayata bakacağım. Alnından öptüğüm yerde ülkemsin, ağzından öptüğüm yerde kadınım, diyeceğim. Bir gülüşünle çıkıp caddeleri dolduracağım.