...Şu veya bu şekilde yıllardır yaşadığım karmaşa artık ruhumu köreltmişti. Ama ruhum ,sükunet sayesinde iyileşti. Öyle bir sükunet ki, dışardan olduğu kadar içimden de geliyor. Mimari, resim ,heykel, müzik, ayin, sade giysiler; ama hepsinden çok da, sanıyorum meditasyon. Saatler boyunca sessiz ve hareketsiz oturmak. Bütün bunlar içimdeki karmaşayı dindirdi, beni hayatta tıpkı derede yüzen bir balık gibi yaşar hale getirdi.
Aşkın en büyük işlevi ,sevilen insanı özgün ve yeri doldurulamaz biri yapmasıdır. Ama aşıklar yine de kavga eder. Çoğunlukla aralarındaki havayı yeni baştan elektriklendirebilmek, ilişkilerini canlı tutabilmek için ederler bu kavgaları...