Felsefe ve psikoterapinin ustalıkla harmanlandığı, insanın iç çatışmaları ve varoluşsal kaygılarının gerçeğe yakın bir kurguyla yansıtıldığı müthiş bir eser.
Friedrich Nietzsche ve Dr. Josef Breuer’in kurgu yoluyla bir araya getirildiği bu kitapta iyileşme sürecinde yüzeye çıkan bastırılmış tutkular, yalnızlık, özgürlük arzusu ve kimlik krizleri üzerine yoğunlaşan içsel bir yüzleşmeye tanıklık edebilirsiniz. Yalom, karakterlerinin geçmişten gelen travmalar ve çocukluk kökenli bağlanma sorunlarıyla nasıl başa çıktığını işlerken, aynı zamanda okuru da kendi içsel sorularıyla baş başa bırakıyor.
Breuer ve Nietzsche, benzer duygusal boşluklara sahip iki adamdır; ancak bu boşluklarla başa çıkma yöntemleri tamamen farklıdır. Breuer, toplumsal rollerine sıkı sıkıya bağlı, düzenli ama tutkularından yoksun bir hayat sürerken; Nietzsche, dış dünyaya yabancı, yalnızlığı yücelten bir filozoftur. Her iki karakter de geçmişlerinin izlerini taşır. Breuer, annesini erken yaşta kaybetmenin yarattığı eksikliği kadınlara duyduğu saplantılı arzularla doldurmaya çalışırken; Nietzsche, soğuk ve otoriter bir anne figüründen gelen kırılmalarla kadınlara karşı hem hayranlık hem de mesafe dolu bir tutum geliştirir. Yalom, bu karakterler üzerinden kadın-erkek ilişkilerini, bağımlılıkları, kaçışları ve benliğin bastırılmış katmanlarını sorgulatır.
Breuer için kadın kavramı uzakta ve bilinmeyene duyulan arzu olarak Bertra ile temsil edilmiş. Karısı Mathilda onun için yanında ve bilinen, arzu edilmeyen kadın olarak kalmıştır. Nietzsche için ise idealize edilmesi gereken ama aynı zamanda temkinli yaklaşılan bir kadın kavramı oluşturulmuş ve bu Salome ile temsil edilmiştir. İkisi de ulaşılamayan kadınlara karşı duydukları acı ile aynı hikayeyi paylaşırken aslında başka türlü yaşamışlardır. Onları