"Bütün dinler yanlış bir ilkeden yola çıkar, Sophie" diyordu. "Hepsi üstün bir yaratana tapınmayı gerekli sayar. Oysa bu ebedi dünyanın -evrenin uçsuz bucaksız tarlalarında birlikte gezindiği, dolaşıp durduğu bütün benzerleri gibi- hiçbir zaman bir başlangıcı olmadıysa ve hiçbir zaman bir sonu olmayacaksa, doğadaki tüm çoğalmalar, tüm üreme süreçleri birbirine bağlı olan yasaların sonucuysa, eğer sürekli etki ve tepkisi kendine özgü bir hareketin varlığını öngörüyorsa, hiçbir temele dayanmaksızın her şeyi üzerine yüklediğiniz bu eylemsiz varlık ne işe yarıyor o zaman?
Mutsuz insanlar için en uğursuz şey, en korkunç andır uykudan uyanmak; duyuların dinlenmesi, düşüncelerin bir süre yatışması, acıların geçici olarak unutulması, yeniden bütün ezicilikleriyle canlanıverir, eskisinden daha fazla etkiler kişiyi, her şey daha bir arttırır ağırlığını.
Erdemle yoksulluğun bağdaşamayacağı kanısı son derece yaygındır. Yargıçlara göre de yoksulluk suçluya karşı kullanılacak en kesin delildir. Yersiz bir önyargıya göre suç işlemek zorunda kalan bir kimse, o suçu işlemiş sayılır. Eğer adınız ve servetiniz namuslu biri olduğunuzu, öyle olmanız gerektiğini kanıtlayamazsa, bunun tersi, yani namuslu olmanızın imkansızlığı hemen o an kanıtlanmış kabul edilir.