Ayse Can

Ayse Can
Bu kitap neyi anlatıyordu; ne hissetmişim; hatırlayabilmek için kendime notlar...
Bu Bir Masal Değildir.
Puan vermedi·56 syf.··
2024 15. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2024 15:36
2 hikayeden oluşan 50 sayfalık bir kitap. Bu Bir Masal Değildir ve Bourbonne’lu İki Dost… İlk hikayede, yazar birbirinden farklı kadın erkek ilişkilerini ele almış. Sadakat, buna karşın umursamazlık, talihsizlikler, kalbin yine de kötüyü seçmesi, iyiyi reddetmesi. Aşta kadercilik. 2 farklı olayı ele almış yazar. Birinde kadın karşısında erkeğin durumunu, diğerinde erkeğin karşısında kadının durumunu. Bir zamanlar çok sevildiklerini düşündüğü kişilerin birden değişmesi karşısında anlamlandıramadıkları bir hüzün içinde kalıyorlar. Aşktan daha önemli bir şey varsa oda talihtir, kaderdir. İkinci öyküde ise, dostluk teması işlenmiş. Dostluğun gücü olaylar döngüsünde çok güzel anlatılmış. Buna karşın, bunca fedakarlık ve acıyı barındıran bir dostluk ilişkisine bile bir din adamının yüzeysel ve dogmatik bakabileceğini anlatmış.
Bu Bir Masal DeğildirDenis Diderot · Can Yayınları · 2022291 okunma
Reklam
Benim Hüzünlü Orospularım
Puan vermedi·94 syf.··
2024 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2024 13:49
90 yaşında bir adam, hayatında para ödemeden aşk yaşamamış ömrümün son yıllarında bir insan. 90. doğumgününde kendisine hediye olarak 14 yaşında bakire bir kızı hediye etmek ister, ve hayatında ilk defa aşkla tanışır. Aşkını, hala çalıştığı gazetenin köşesinde öyle yazar ki kendi gibi aşık okurlar ona mektuplar göndermeye başlar. Kıza kendi taktığı ismi Delgadina diyor, genelev patronu kadın tam gerçek adını söyleyecekken engel oluyor, onun hep Delgadina kalmasını istiyor. Genelevde bir cinayet işleniyor, genelev kapatılıyor, genelev patronuna ve Delgadina’ya ulaşamadığı günlerde aşk acısı kendini göstermeye başlıyor. Her ne kadar 90 yaşında bir adamın 14 yaşında bir çocuğun her noktasını öptüğü fikri, tiksindirici olsa da bu kitapta başka şeylere odaklanmaya çalıştım. Ahlak konusunu göz ardı edersek ki aslında yazar, daha ilk paragrafta şunu diyor: “Ahlak da bir zaman sorunudur.” ve 90 yaşında bir adamın 14 yaşındaki bir çocukla olan ilişkisindeki de ahlak konusuna adeta cevap veriyor. Yaşlılık, insanın yaş almış dönemi o kadar güzel anlatılmış ki kendi yaşlılığınız, kendinize acıyarak gözünüzün önüne geliyor. “Vitrinde kendime baktım, hissettiğim gibi değil, daha yaşlı, daha kötü giyimli gördüm kendimi.” “Lavabonun aynasında kendime baktım. Karşıdan bana bakan at, ölü değil cansızdı; papalar gibi kat kat gıdısı vardı, gözkapakları şişmiş, bir zamanlar müzisyen yelesine benzeyen saçları seyrelmişti.” “Kimse aldatmasın kendini, sakın, sanmasın ki daha uzun sürecek beklediği hayat, daha önce gördüklerinden…Çünkü hepsi aynı hızda geçip gidecek.” “Ellili yıllarım belirleyici olmuştu, çünkü neredeyse herkesin benden genç olduğunun bilincine varmıştım. Altmışlı yıllarım, yanılmak için artık vaktimin kalmadığı kuşkusuyla en yoğun geçenler oldu. Yetmişliler, belki
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202625bin okunma
Kırmızı Han
Puan vermedi·72 syf.··
2024 13. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2024 12:41
Fransız Yazar @HonoredeBalzac. Kısacık 2 öyküden oluşuyor: Kırmızı Han ve Facino Cane. 71 sayfa. Oldukça yalın ve akıcı bir dili var. Kırmızı Han: Kırmızı Han’daki misafirler, akşam yemeğinin ardından Hermann adlı Alman bankacıdan bir hikaye anlatmasını isterler. Hermann, Kırmızı Han'da yaşanan bir cinayet olayını anlatır. Bu hikayede suçsuz bir genç idama mahkum edilir. Gencin zihnine geçiş yaparız. Aslında bu cinayeti işleyip zenginliğe kavuşmak istediğini ancak ahlaki değerleri sebebiyle bu planından vazgeçtiğini ve hatta bu düşüncelerinden dolayı çok rahatsız olduğunu okuruz. O kişi yine öldürülür ancak başka biri tarafından. Ancak bütün oklar kendisini gösterdiği için esas şüpheli kendisi oluverir ve tutuklanıp idama mahkum edilir. Bir insanı öldürme düşüncelerinden dolayı bu cezayı hakkettiğini bile düşünür. “Bana öyle geliyor ki vicdanımın bekaretini kaybettiğimi hissediyorum.” “Bu adaletsizlik bana masumiyetimi verdi. Başka türlü olsaydı yaşamım her daim şüphe ve kuşku altında olacaktı, ama ölümüm lekesiz olacak. Başka bir hayat var mıdır acaba?” Facino Cane: İkinci hikaye ise âma bir müzisyen adamın öyküsünü anlatır. Sevdiği kadınla arasına girdiğini düşündüğünü ağır yaralayıp ölümüne neden olduktan sonra idama mahkum edilen bir hükümlü. Hapishanede bir tünel kazarken kaçmaya çalışırken hapishanenin altında bir büyük bir hazinenin varlığını keşfeder ve alabildiği kadarını alıp yeni bir hayata başlar. Paris’e gelir, bu arada sevdiği kadın ölür, kendisi de kör olur. Yeni bir aşk bulduğunda güvenip herşeyi bu kadına anlatır, servetinin hepsini alır, kör ve fakir hayatında müzisyenliğe başlar. Her iki hikayede de geçen idam cezası ve mahkumiyet bize şunu anlatır; her verilen hükmün öznesi ve hikayesi farklıdır. Her olay başka bir değerlendirmeye muhtaçtır.
Kırmızı HanHonore de Balzac · Can Yayınları · 2022382 okunma
Saf Bir Yürek
Puan vermedi·56 syf.··
2024 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 10:59
Gustave Flaubert’in bu kısa romanı 55 sayfa. Sıradan bir hayat süren hizmetçi Félicité’nin saf temiz iç dünyasını konu alıyor. Félicité ilk aşkından, sevgilisinin askerden kaçmak için kendisi yerine zengin bir kadını tercih etmesiyle başlıyor. Sonra büyük bir hayalkırıklığıyla işinden ayrılıp bayan Aubain’in hizmetinde çalışmaya başlıyor. Bu evi ve özellikle Aubain’in 2 çocuğunu çok seviyor. Canı pahasına da olsa onları korumak için herşeyi yapıyor. Bir öküz saldırısında canını siper ediyor. Sonrasında evin kızı ve yeğeninin başına gelenlerden sonra derin acılarla tanışıyor. Bir ömrü sıradan bir şekilde, hizmetkarlıkla geçirmiş bir kadının öyküsü. Herşeye rağmen içindeki sevgiyi yitirmemiş saf bir yürek… Aslında bu romanda bu saf yüreklilik ve iyi oluş halinden öte satır aralarında çokça sınıf farkını görebiliriz. “Biri yedi, ötekiyse ancak dört yaşındaki Paul ve Virginie, ona değerli bir maddeden yapılmış gibi geliyor, bir at gibi ikisini de sırtında taşıyordu. Sonunda Bayan Aubain, durmadan çocukları öpmesini yasakladı, bu da onu incitti. Yine de mutluydu ama. Ortamın dinginliği, üzüntüsünü eritip bitirmişti.” Félicité yeğeninden haber alamadığında çok üzülür. Bayan Aubain de kızından haber alamadığında Félicité, Bayan Aubain’i teselli etmek için kendisinin de yeğeninden 6 aydır haber alamadığını söylediğinde; “Yeğeninizden demek!, ve omuz silkerek yürümeyi sürdürdü Bayan Aubain. Söylemek istediği şuydu besbelli: “Unutmuşum! Üstelik umrumda bile değil! Bir miço, bir baldırı çıplak… Şu işe bak!.. Oysa benim kızım… Düşünün bir!” Acıyı küçümsemek, çünkü hizmetçinin acısı kendi acısıyla kıyaslanamaz değil mi? “Sonunda hanımefendi kollarını açtı, hizmetçi bu kollara atıldı ve birbirlerine sarıldılar; onları eşit kılan bir öpücükle acılarından avundular” Acıda
Saf Bir YürekGustave Flaubert · Can Yayınları · 20193,500 okunma
Mutlu Olma Sanatı
Puan vermedi·56 syf.··
2024 11. kitabı
53 sayfalık 45 hayat kuralını sunan bir eser. Gerçekçi ve pesimist bir bakış açısı temelinde verilen dersler var. Kaderin herşeyin üzerinde olduğunu söylüyor, kader yalnızca sahip olduğumuz ve edindiğimiz bütün herşey üzerinde değil, aynı zamanda kolumuz ve bacağımız, gözümüz ve kulağımız, hatta yüzümüzün ortasındaki burnumuz üzerinde bile tartışmasız bir hakka sahiptir. Kaderin gücünü anlatan çok güzel bir film hatırladım bu sayede, Robert Bresson’un Au Hasard Balthazar filmi; o genç kızın ve eşeğin başından geçenleri ve kaderin örgüsünü ne de güzel anlatmış, tavsiye ederim. Bir de şurası var kitapta ne de doğru: Gamsızlar fazlasıyla mevcut anda, bazıları da (korkaklar ve tedirginler) fazlasıyla gelecekte yaşarlar; ölçüyü tutturanlar nadirdir. Azimle sırf gelecekte yaşayanlar, hep ileriye bakanlar ve yaklaşan şeylere, en başta da asıl mutluluğu getirecek olanlara sabırsızlıkla koşanlar, mecut anın tadını çıkarmadan ve farkına varmadan geçip gitmesine izin verenler; hepsi de önünde ipe bağlı saman demeti oldukça adımlarını hızlandıran İtalyan Eşeği’ne benzerler. Ölene kadar daima geçici olarak yaşarlar. Hep gelecekte birşeylere ulaşacağını umud ederek yaşamak; İtalyan eşeğine benzetmesi…İnsanı andan koparan, gelecekte yaşatan en önemli şey yoksulluktur diye düşünürüm hep; umudu, varlığı gelecekte aramak.. Oysa hayat bilgeliği anın tadını olabildiğince çıkarmaktır. Mutlu olmak için insan kendini, karakterini, güçlü zayıf yönlerini iyi tanımalıdır, kendisine yapamayacağı ödevler vermemelidir. Özfarkındalık.. Aksi halde kendimizi başkalarını örnek alıp özelliklerimize aykırı davranmaya zorlamak ıstıraptan başka birşey vermez. Ve en önemli şey karakterdir, herşeye sahip olan bir insan düşünün karaktersiz ahmak ise bunun bir değeri yoktur diye düşünüyor yazar. Sağlığı
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,7bin okunma
Reklam