Ben, öyle kendine her şeyi biliyormuş havası veren, bilgece tavırlar takınarak büyük hakikatler vazetmeye kalkan yazarları( insanları) sevmiyorum. İstiyorum ki yazar bana ders vermeye kalkmasın. Kendi ruhunu açsın, kendi trajedisini anlatsın bana. Lafı dilinde dolandırıp duracağına ne demek istiyorsa deyiversin.
Peki siz, o radyolu günlerimizden kalma sesleri hiç özlemiyor musunuz? Geceyarısı radyoda Kazancakis okuyan asamı düşündükçe, sesin düpedüz anlam , görüntününse yalnızca bir hayal olduğuna iman etmiyor musunuz?