Teşbih, içerisinde güzellik ve letâfet unsurlarını taşıyan bir sanattır Çünkü teşbih, gizli olanı açığa çıkarır, uzağı yakınlaştırır. mânâlara açıklık kattığı gibi değerlerini de yükseltir. Teşbihe hayal unsuru katıldığında ise gönülleri daha çok cezbeder. Kişi bir varlığa ait bir sıfatı açık bir üslupla ya da mübalağalı bir yolla anlatacağı zaman o sıfatta üstün ya da onunla meşhur olan bir varlığa yönelerek teşbihe başvurur. Yani teşbihte aslolan noksanın mükemmele katılmasıdır. İki şey noksanlık ve mükemmellik yönünden eşitse en güzeli bu ikisi arasında teşbih yapmamaktır.
Gazzâlî, "lisan-ı hâl ile söylemek sözle söylemekten daha fasihtir. İnsanın tabiatı söze uymaktan ziyade ameldeki müşâhedeye daha yatkındır" ifadesini kullanmıştır.
Hakkikat bilgisi Allah'ın bir lütfu ve inâyetidir. Hucvîrî, Hz Ali'nin "Allah'ı Allah ile tanıdım, Allah'tan başkasını da Allah'ın nuru ile tanıdım" özdeyişini kendi görüşünün doğruluğuna delil gösterir. (Hucvîri, trsz.: 320)