Herkes tarafından bu şekilde yüzüstü bırakılmışken icimde hissettiğim şiddetli ve bilinmeyen sarsıntıları neden kendi kendime anlatmayı denemeyeceğim ki?
Hiç konuşmadan uzun süre oturdular, kız ümitsizce düşünüyor, adamsa yok olmuş aşkına kafa yoruyordu. Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth değil, idealize etdiği, kendi kafasında yarattığı uhrevi bir şeydi, kendi aşk şiirlerindeki ışık saçan ruhtu...
İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum…
Ama anlatamıyorum