"...Artık çocukluk ve gençlik yıllarımdaki en değerli dostumdan ayrılmanın vakti gelmişti. Ona sarıldım. Son kez başını okşayıp sevdim ve onunla vedalaştım. O da son bir kez beni kokladıktan sonra yavaş ve güçsüz adımlarla, tökezleyerek ormana doğru giderken arada bir yavaşça geriye dönüp bakıyordu. Gözleri görmüyordu ama köpekler koku alma duyularıyla da dünyayı görebilirlerdi. Benim hâlâ orada olduğumu biliyordu. Bu onun dünyayı ve geride bıraktığı hayatına son bakışlarıydı. Gözden kayboluncaya kadar arkasından baktım. Ağlıyordum.
Hayatım boyunca Akman’ı ve annesi Vatdile’yi hiç unutmadım. Onların yaşamlarından, hatta ölümlerinden bile kendime dersler çıkardım. Hayatı, yaşama tutunmayı, terbiyeyi, sevmeyi, sevilmeyi, arkadaşlığı, dostluğu, sadakati hatta asaleti onlardan öğrendim. Bir de vakti gelince, mütevekkil bir biçimde kırmızı çizginin öbür tarafına geçmeyi..."
(Akman adlı öyküden alıntıdır.)
Sayfa 32 - Edebiyatist Yayınevi, Eylül 2024, Yerli Öykü, 80 Sayfa