"...Bu işleri yapmak için güz aylarında evimize komşu köyden bir kalaycı usta gelirdi. Ustanın yanında malzemelerini taşıyan bir eşek ve temizlik işlerini yapacak bir de kalaycı çırağı olurdu. Kalaylanacak bütün kaplar önce su ve kum kullanılarak bir güzel temizlenirdi. Kalaycı çırağı kazan, tencere gibi büyük kapların içerisine bir miktar kum koyar, üzerine ıslak bir paçavra serer ve iki yalın ayağıyla birlikte kabın içerisine girerdi. Kenardaki bir duvara ya da ağaca tutunur, ayaklarını döndürerek kapların içerisindeki ağır kirleri ve yağ kalıntılarını temizlemeye çalışırdı. Ayaklarını döndürmek için elbette öncelikle poposunu sağa sola döndürmesi gerekirdi. Onun böyle kıvırarak ritmik hareketlerle poposunu sağa sola döndürmesi bize sanki dans ediyormuş gibi gelirdi. Kalaycı çırağının bu dansını, yani çalışmasını zevkle seyrederdik. Kendisini ilgiyle izlediğimizi görünce bir de şarkı mırıldanarak gerçekten dans ederek çalışırdı. Bizler, minik Daltonlar misali üç erkek kardeş, yakındaki bir duvar dibine gider, duvara tutunarak onun taklidini yapar ve kıkır
kıkır gülerdik..."
(AKMAN / Kalaycı Çırağı Dansı adlı öyküden alıntıdır.)
Sayfa 36 - Edebiyatist Yayınevi, Yerli Öykü, 1. Basım Eylül 2024, 80 Sayfa