"...Kurtuluş savaşından az sonraymış. O zaman insanlar fakirmiş. Evlerinde yiyecek ekmekleri bile yokmuş. Annen on iki sene askerden gelecek nişanlısını beklemiş. On iki sene sonra artık ümidini kesmiş. Bir gün tanıdıkları “Nişanlın askerden geliyor, muştuluk ne vereceksin?” demişler. İnanmamış. “Nerde gelecek, gebermiştir o.” demiş. Meğer nişanlısı cepheden cepheye, onca savaştan sağ çıkmayı başarmış. Kendisini kasabada görmüşler. Sahiden geliyormuş. Nişanlısı askerden dönünce konu komşu toplanıp düğün yapmışlar. Düğünlerinde marazlı bir erkeç kesip bulgur pilavıyla gelen misafirleri doyurmuşlar. Davul zurna getirecek paraları yokmuş. “Böyle sessiz sedasız da düğün olmaz ki.” demişler. Komşu köyden gelen yetenekli bir adam boş gaz tenekesini tokmakla davul gibi çalıp türküler söylemiş. “Ben nasıl evlendiğimi hiç anlamadım ki.” derdi, rahmetli kaynanam. Akşam evlenmiş, sabah kalkıp yine keçi gütmeye gitmiş..."
Sayfa 93 - Edebiyatist Yayınevi, Yerli Roman, 1.Basım Nisan 2022, 136 Sayfa