Necati Küçük

Necati Küçük
Akman, Kayalı, Kırlangıç Aşkı ve İntihar Eden Öğretmen Okulu adlı kitapların yazarı. Diomeder, Atioyomed, Anşoyad ve Şairler ve Bestekârlar Derneği üyesi, Emekli Turizmci, Çiftçi
Yazar
Dokuzeylül/İİBF/Atioyo
Akhisar
Gördes
26 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı

Necati Küçük

, bir kitap okudu
Puan vermedi·232 syf.·
2025 13. kitabı
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
7.8/10 · 21,8bin okunma
Reklam
KİTABIMIZ TELE1 TV'DE
İntihar Eden Öğretmen Okulu adlı kitabımız ilk çıktığı aylarda TELE1'de Hayat ve Kitaplar Arasında programında Tuğrul Keskin Bey tarafından tanıtılmıştı. (Temmuz 2024)

Necati Küçük

, bir kitap okudu
Puan vermedi·866 syf.·
2025 12. kitabı
Stephen King
9.3/10 · 4.162 okunma
Kaynanam
"...Kurtuluş savaşından az sonraymış. O zaman insanlar fakirmiş. Evlerinde yiyecek ekmekleri bile yokmuş. Annen on iki sene askerden gelecek nişanlısını beklemiş. On iki sene sonra artık ümidini kesmiş. Bir gün tanıdıkları “Nişanlın askerden geliyor, muştuluk ne vereceksin?” demişler. İnanmamış. “Nerde gelecek, gebermiştir o.” demiş. Meğer nişanlısı cepheden cepheye, onca savaştan sağ çıkmayı başarmış. Kendisini kasabada görmüşler. Sahiden geliyormuş. Nişanlısı askerden dönünce konu komşu toplanıp düğün yapmışlar. Düğünlerinde marazlı bir erkeç kesip bulgur pilavıyla gelen misafirleri doyurmuşlar. Davul zurna getirecek paraları yokmuş. “Böyle sessiz sedasız da düğün olmaz ki.” demişler. Komşu köyden gelen yetenekli bir adam boş gaz tenekesini tokmakla davul gibi çalıp türküler söylemiş. “Ben nasıl evlendiğimi hiç anlamadım ki.” derdi, rahmetli kaynanam. Akşam evlenmiş, sabah kalkıp yine keçi gütmeye gitmiş..."
Sayfa 93 - Edebiyatist Yayınevi, Yerli Roman, 1.Basım Nisan 2022, 136 Sayfa
Otel Odası
"... Otel odasında iki adet tek kişilik yatak vardı. Yatakların üzerine beyaz çarşaflar serilmiş, yastıklara da aynı beyazlıkta kılıflar takılmıştı. Yatakların ayakucuna, pike niyetine üzerimize örtmek için fazladan bir tane de katlanmış halde çarşaf bırakılmıştı. Kırsaldaki evimizin yakınlarında fidan sulamakta kullandığımız küçük bir gölet vardı. Bahar aylarında, Fışkırık denilen yuvarlak bir kovayla bu göletten su alıp fidanlarımızı sulardık. Annem haftada bir bu göletin kenarına bir ocak yakar üzerine de kocaman bir bakır kazan oturturdu. Kazanda ısıttığı sıcak suyu çamaşırların üzerine döker ve yeşil sabunla sürterek çamaşırlarımızı yıkardı. Bazen çok kirli çamaşırlar için de küllü su yapardı. Biz, annemin beyaz patiskadan elde diktiği çarşafların beyazlığına alışkındık. Hiç bu kadar beyazını görmemiştik. Babam da ben de bir türlü bu bembeyaz yatakların üzerine yatmaya kıyamıyorduk. Yatarsak sanki birileri gelip bize kızacaklarmış gibi öylece sandalyelerin üzerinde oturuyorduk. Bir süre sonra uykusuzluğuna daha fazla dayanamayan babam, beyaz çarşafı buruşturmamaya ve kirletmemeye özen göstererek elbiseleriyle yatağın üzerine uzandı. Ellerini göbeğinin, daha doğrusu göbeği olması gereken yerdeki çukurun üzerinde birleştirip horlamaya başladı..."
Sayfa 21 - Edebiyatist Yayınevi, Anı (Hatırat) 1.Basım Şubat 2024, 200 Sayfa
Alıntı
Reklam