Azad Altuğ

Azad Altuğ
@Azadaltu
Vakit gece olunca, Sol'cu bir isyan başlıyor içimde. Kalbimde şiirler yakılıyor, Uykum idam ediliyor sen tarafından… Atakan Gülgar
GÜNEŞ FİLİZİ Akasya ağaçları söyledi önce  Delice kuşlarından yapraklarıyla  Irmak boylarında birer tanrı ıslığı  Yılkılık istasyonlar, kamışların duası  Sabah ezanları söyledi, çalgıcı kahveleri  Gözleri bütün dillerde merhametin gökyüzü  Köpekler söyledi sokakların ıssız çamyla  İncinmenin ebruli ipini geçirerek canından  Kirpikleri avuçlarında birer kandil ölüsü  Çay bardaklarında soğumuş ihtiyarlar söyledi  Eşikleri hayıf terazisi evler  Deniz turnaları, balıkçı rüyaları  Arastanın rüzgârsız dükkânları söyledi  Çerçevesi can çekişen zaman eskileri  Değirmenler, okul kapıları, paslı pulluklar 
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
TANRININ BEŞİĞİ Serçelerin sulardan önce aktığı bir şadırvanda  Ölümden, tanrıdan, zamandan özgür dedem  Yüzünde beni severkenki sabahların buğusu  Sonsuz bir günbatımını gülümseyip duruyor. Ey ıhlamurların çınarlarla söyleştiği bahçe  Geç okudum yapraklarının açık defterini  Senin bağışınmış gövdemde çiçeklenen hayat  Şenmişsin sonsuzluğu cammdan taşıran aşk. Sevgilim... Tanrının beşiğiymiş koynun diye uyuduğum rüya.
AY TUTULMASI  ya da ŞEB-İ GAM Aşk ihtiyarlar, vücut da soğur. ŞOLOHOV Denizin yataklara dolduğu bir gece  Şarabın denize dolduğu bir gece  Sözcüklerin şaraba dolduğu bir gece  Dünyanın sözcüklere dolduğu bir gece  Bedeninin dünyaya dolduğu bir gece Seni değil Kendi etimi öpüyordum ben. Ey mazlum hayal, kanatlı yalnızlık  Sensin bütün arzulardan esen.
Çay molası 🙂
YASEMİNLERİN SABAHI Gökyüzü bulut bulut uyanıyordu Tanrının büyük yalnızlığından Ağaçlar birer ses salkımıydı kuşların ağzında Ayın puslu cümlesinde evler okunaksız harflerdi Yasemin kokularından bir ışık sokaklarda Gittim denizin lacivert bahçesine oturdum Ölümün mü hecesiydim yaşamın mı bilmiyorum Arzuyla vazgeçiş canımda halkalanıyordu Ses değil sessizlik değil zaman değil mekân değil Ağzımda bir çocuktan kalma süt kokuları Kirpik ırmakları dil pınarları parmak yağmurları Kayaların masalını dinliyordum kumlardan Dağlar gecenin merhametinde çıkıyordu sabaha Ey yalnızlığın yaprak döken mahşeri Ayrılığın büyük harfiydi her şey Sen bir deniz kıyısında gonca zamandın Ben eski şarkılardan eskiydim kimsesizdim İçimde dünyanın bütün akşamları Tuttum ağzının sabahına sözler söyledim Ey güzelliğin ölümden büyük yaşama gücü Yalnız ölenler unutur birbirini Seni sevmeye yeni başladım...