Kutusundan çıkarır, tozlarını silkeler, başa sarar, bir daha bir daha izlersin. Çok sevdiğinden değil, küçüle küçüle buraya sığmış, üstüne basılınca da dışarı taşmış hayatını. Yapacak başka şey bulamadığından.
Sonra başı gene öne düştü,ölümlerle ağırlaşmışçasına-senin ölümünle,benimkiyle- dizlerine kapandı. Kurumuş bir çift dal gibi kırıldı bakışları. Sanki boydan boya çatlayan bir evrenin iki yanından gelen dev perdeler örttü bize bıraktığı gözlerini.