Ölüm ,çünkü ,yaşamın ‘sona erişi’ değildir —
şu koşulla: Yaşam ,başından başlayarak ,yaşam olarak ,ölümden anlam çekebilmişse ; ölüm ,bir son olarak —anlamsızlığını birlikte getirerek— gelince ,
‘biten’ yaşamın anlamını çekip almak şöyle dursun ,ona ,yeni ,yoğun bir anlam yükler.
Evet, işte:
Yaşadıklarımız
öldürdüklerimizdir.
Başka türlü nasıl olsundu ki :bir belirli yaşam anında gerçekleştirilen, yaşar kılınan bir şey ,
o anın geçip gidişiyle , yokolmak üzere varedilmiş olmaz mı?
Yaşam , yaşayan insanın kendisinden kaçmasıdır;
çünkü onun “en-kendi-olduğu” , ölümdür—
yaşamı da , bunun bir değillemesi yalnızca...
Yaşam, ölümü değillemekle, temelde , kendini değiller,
çünkü yaşamın anlamı, ölümde temellenen bir anlamdır—
başka bir anlam da, yoktur.