İnsanın zihni ve yüreğindekiler bir olmadığında içerde bir yerde bir kıvılcım tutuşuyor. O kıvılcımla bir ateş başlıyor ki tüketene kadar yanmaya devam ediyor.
Murat Gülsoy’un okuduğum ilk kitabı ve su gibi akıp gitti. Karakterlerimizin bir ismi yok. Kitabın ortalarına geldiğimde farkettim bunu. Ağır ceza hakimi, kokinalı kadın, bisikletli adam .. Bununda bir sebebi olduğunu sonunda anlıyorsunuz.
Şahane bir anlatım.
Bir adamın yan komşusu olan yaşlı bir amcanın kaybolması ve adamımızın onu aramaya çıkmasıyla hikayemiz başlıyor. Yolda karşılaştığı kişilerin her birinin bu yaşlı amcamızla bir ilgisi, bağlantısı çıkıyor.
Adamın yaşadıkları rüya mı? yoksa gerçek hayatı bir rüya da, şu andakiler gerçek mi kafalar karışık.
Gecenin sokaklarında yürürken zihnimiz de o karanlığa yol alıyor. Bazen nefes almak için aydınlığa uzatıyoruz duygularımızı. Yaşamak için.