En edna lütfuna can vermeye müştak iken sad hayf
Beni cevrinle öldürdün beyim ağyara aldattın
En küçük lütfuna can vermeyi arzu ile beklerken, binlerce yazık ki
Beyim sen yabancıların sözüne aldanarak beni eziyetinle öldürdün.
Mahcubiyet korkusuyla iki yüzlülüğe razı olmak insan için ne garip eksikliktir! Hele bir yalanı düzenleyip karşısındakini ikna etmek için parlak safsatalar, etkili sözler ararken bazen kendi de inanacak noktaya gelmek ne tuhaf aymazlıktır!
Kime sorsa, yapamazsın bu işi, edemezsin bu haltı, diyorlar. Neden, diye sorduğu zaman, alışmamıssın... der demez, kendilerinin nasıl alıştığını soracağını hemen kavrayarak, bu yaştan sonra da alışamazsın, diye ilave ediyorlar.
Atlar doğuyor, sütçü beygiri oluyor. Eşek, adam taşıyor, kum, harç, küfe taşıyor da sahibini adam ediyor. Sinek doğuyor, bakkala yanaşıyor. Hamamböcekleri hamamları, arılar şehir bahçelerini, serçeler at pisliklerini, kumrular merhametli evleri, merhametli insanları buluyor. Ama o insanoğlu, ona ne iş var ne de güç...
Birbirini küçük görmeye, boğazlaşmaya, kandırmaya mı? Nasıl birbirinden bu kadar ayrı, birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor? #kitap #tavsiye #saitfaik #alıntı
Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu