Colin hala yemekle uğraşıyordu. Her nasılsa hizmetkarlardan birini çorba getirmesi için kandırabilmişti.
Kaşığını masaya bırakarak öteki eline bakıyor, parmaklarını sırayla gerdirerek, her defasında Phillip'e yöneltilmiş gibi gelen bir şeyler mırıldanıyordu.
"Eşimi."
"Çok."
"Özledim."
Phillip sonunda, "Lanet olsun!" diye patladı. "Eğer bacaklarımı kıracaksanız lütfen hemen şu an kırın."
Bu seriyi bilmeden önce uyarlaması olan Bridgerton dizisi çıktı karşıma. Geçtiği dönem, o dünyayı oluşturma şekilleri çok etkileyici oldu benim için. İzlemesi de ayrı bir keyifliydi. Hem boş zaman dolduran hem de kafamı dağıtan ve izlediğim o dönemdeki kötü ruh halimden uzaklaşmamı sağlayan bir dizi olmuştu benim için. 5. Sezonun Eloise'in sezonu olacağı ihtimalini gördükten sonra kitabı okumaya karar verdim.
İlk kitaplardaki Eloise'i bilmiyorum belki bilsem kitaptaki karakteri daha hoş karşılayabilirim fakat dizideki Eloise'i izledikten sonra kitabı okumak beni çok tatmin etmedi açıkçası.
Kitap kendi içerisinde güzel okuması kolay ve akıcıydı. Kurgu ve karakterde iyiydi. Ama ben kitaptaki Eloise'in durumundan pek hoşnut olamadım. Diziyi izlerken beklediğim hayatı bu şekilde değildi.
Güçlü bir kadın olmak evlenmemek bir erkeğe aşık olmamak değil tabi ki bunu demek istemiyorum. Ama bu kadar evliliğe direnirken birden evlenip çocuklanması hoşuma gitmedi. Daha farklı bir şeyler bekliyordum. O dönemde nasıl geçiyor bilmiyorum ama erkeklerin gittiği gibi bir eğitim yerine gidebilirdi. Dünyayı gezebilirdi fakat öyle olmadı Penelope evlendi diye kendini yalnız hissedip çocuklu biriyle evlenip birden anne olma kararı aldı.
Son olarak Philip de çok uygun biri değil bence. Beni bu karakter biraz da rahatsız etti açıkçası ve sonlara doğru karakterler benim için herhangi birilerine dönüştü.
Dediğim gibi kendi içerisinde hoş bir hilaye. Belki de diziyi izlemeden önce okusam bu kadar sert düşünmezdim.