Hazlarını ertelemek mutluluğu, insani sorumlulukları ertelememek de hayat başarısını getirir. …
İnançları kuvvetli fakat iradesi zayıf bazı insanların, plan yapma ve uyma konusunda Allah’a tevekkül ve kadere teslimiyet gibi çeşitli dini argümanları, kendilerinin haklı çıkartmak için kullanmaya başladıklarını görmek, çok şaşırtıcıdır. …
… Allah’ım bize emanet ettiği sorumlulukları bizim tekrar ona havale ederek, işin kolayına kaçmamız …
… insanların arzu, öfke, bedensel güç gibi temel konulardaki kapasiteleri farklı farklıdır. Dinimize göre hiçbir fert, nefsindeki bu güçlerin fazla ya da eksik olmasından sorumlu değildir, ancak onlara uyarak yaptığı davranışlardan sorumludur.
Ve o Muhsinleri yükselteceğiz. (Bakara)
Müslümanlar, müminler ve Muhsinler arasında bir fark vardır. Muhsinler Allah’ı zafer anlarında da hatırlarlar. Örneğin Hz. Ömer’in Kudüs’e girerken sergilediği tavır tam da budur: Bir katırın üzerinde, baı eğik şekilde, secde halinde tevazuyla girmişti Kudüs’e. Müslümanlar Mekkeyi fethettiklerinde de aynı şekilde tevazu göstermişlerdi. Oysa zafer anları, genellikle gurur ve böbürlenme anlarıdır. İnsanlar şöyle düşünür:
“Kazandık, yendik onları!“
Ancak zafer anı, aslında en fazla tevazunun gösterilmesi gereken andır.