.. kitlelere muhakeme yoluyla etki edilemediğini, ancak bazı üstünkörü düşünce çağrışımlarını anlayabildiğini göstermiştik. Bu yüzden onları etkilemenin inceliklerini bilen hatipler, asla akıllarına değil, duygularına hitap eder. Mantık kanunlarının, üzerlerinde herhangi bir tesiri yoktur.Kitleleri ikna edebilmek için ilk önce onları harekete geçiren duyguları iyi tanımak, onları paylaşıyormuş gibi yapmak, sonra da basit çağrışımlar yoluyla bazı imgeler aşılayıp bunları değiştirmeye çalışmak, gerektiğinde başlangıç noktasına dönmeyi bilmek, hepsinden önemlisi de heran açığa çıkması muhtemel duyguları tahmin edebilmek gerekir. Hatibin, konuşmasının kitle üzerindeki etkisine göre sürekli dilini değiştirme mecburiyeti, önceden hazırlanıp çalışılmış bir konuşmayı daha en baştan güçsüz kılar çünkü önceden tasarlanmış bir konuşmada dinleyicilerinkini değil, kendi düşüncelerini takip eder. Bu sebeple de dinleyicilerin üzerindeki tesiri tamamen sıfırlanır.
Kitle yalnızca basit ve aşırı uçlardaki duyguları idrak edebilir. Kendisine telkin edilen görüşleri, düşünceleri ve inançları, mutlak hakikatler ile hatalar olarak algıladığı için hepsini bir bütün şeklinde kabullenir veya reddeder.
"İngiltere'nin atadığı sömürge valileri, bir ülkeye ilk ayak bastıklarında beraberlerinde getirdikleri sosyolog veya psikologları halkın arasına salarak gözlem yoluyla yerlilerin duygularını, adetlerini, geleneklerini, hassas noktalarını ölçümlemişler, böylece isyan edip ayaklanmalarına neden olacak eylemlerden kaçınmış, gönüllerini alacak yolları keşfetmişler ve bu sayede uzun yollar onlardan alacaklarını kolayca almışlardır. Etnografik araştırmaları dış politikada ilik kullananlar İngilizlerdir. Dünyanın bu araştırmaları pazarlamada kullanması 1950'lerden sonra olmuştur.