Kitap ana karakterimizin toprakla dertleşmesiyle başlıyor. Çünkü tek dostu toprak kalmış oluyor. Herkes gitse de onu terk etmeyecek toprak anayla… kitabın geri kalan kısmı bir flashback gibi karakterin toprakla konuşması üzerine. Ana karakterin gençliğiyle başlıyor. Hayalleri, umutları, planları olan bir genç; Savankul. Gençliğinde oldukça güzel ve çalışkan birisi. Çalıştığı tarlada hayatını paylaşacağı Tolunay ile karşılaşır. Büyük bir aşk yaşarlar, hayaller kurarlar. Gün gelir o hayalleri de gerçekleşmiştir. Çocukları da olmuştur. Her şey istedikleri gibidir. Ancak bilirsiniz nerde bir mutluluk var, hayat onu kıskanır. Bu mutluluğa kader ille bir gölge düşürecektir. Hiç beklemedikleri bir gün bir haberci çıkagelir. Tüm köylünün hayatlarını tamamen değiştirecek habercinin ta kendisidir bu. Peki bundan sonra ne olacak? Okumadan bilemezsiniz…
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,7bin okunma
bu eserinde diğer kitaplarından aşina olduğumuz büyülü gerçekçilik pek olmasa da değindiği konular ve içerdiği göndermeler bakımından
yine bir marquez eseri olduğunu açık açık gösterir bize:
toplumun geleneklere bağlılığı, insan ilişkileri dönemin yönetimine ve yöneticilerine naif bir üslupla yapılmış eleştiriler...15 yıl boyunca emeklilik maaşını bekleyen ve hayatını ona göre şekillendiren bir albayın tükenmeyen umudunu, karısıyla birlikte yaşadığı ekonomik sıkıntıları, yaşanan haksızlıkları, çaresizliği, dönemin sansür ve baskıcı ortamını kasmadan gerçekçi bir şekilde anlatır.okurken yer yer gülümseten bir tarafı da var. akıp giden sürükleyici anlatımıyla zevk alacağınız bir kitaptır kendisi."gözlerinde bir kurbağa hüznü var."
" bu cenaze özel bir olay," dedi albay. "yıllardır gördüğümüz ölümler arasında doğal nedenlere dayanan ilk ölüm bu."
"sansürcülerin basılmasına izin verdiği satırların aralarını okumak zor."
" bugün kesinlikle gelmesi gerekiyordu." dedi albay. posta şefi omuzlarını silkti.
"kesinlikle gelen tek şey ölümdür albay."
"Yoruldum artık," dedi kadın. "Erkekler evin sorunlarını bilmez. Kaç kez, bazan günlerce yemek pişirmediğimizi komşular anlamasın diye, tencereye taş koyup kaynatmak zorunda kaldım."