İnsanlar yaşadıkları şekilde ölürler; kim düzenli yaşarsa derli toplu ölür, kim dağınık yaşarsa dağınık ölür.
Böyle bir gaye uğruna yaşayan, düşüncelerini bir odak noktasında toplayan insan azdır, hatta gayesi uğruna ölenleryok gibidir. O da gayesi Allah'a kavuşmak basiret sahibi iman-lı kişidir. Yolu Allah'ın çizdiği yoldur, her şeyi Allah'ındır. Dilindeki nağme şudur: "Namazım, ibadetim, yaşamım, ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. Onun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.
De ki: Allah'tan başka Rab mi ararım, o ki her şeyin Rabbidir?"
İşte toplu yaşayıp toplu ölen budur; başkası değil...
"-Vallâhi gözleriniz kımıldadığı müddetçe, Peygamberi düş manlardan korumaz da başına bir musîbet gelmesine sebep olursanız, sizin için Allah katında ileri sürülebilecek hiçbir mâzeret yoktur!"
Sa'd bin Rebî, ümmete âdeta bir vasiyet mâhiyetindeki bu sözleriyle fânî hayata vedâ etti.
Allah'ım! Bizi müslüman olarak öldür, müslüman olarak yaşat! Şeref ve haysiyetimizi yitirmeden, fitnelere mâruz kalmadan, sâlihler zümresine ilhåk eyle!
Allah'ın Resulü Hz. Muhammed, Allah teâlâ'nın her lütuf ve keremini iyice hissederdi. Bunun içindir ki kuru arpa ekmeğim olsa bile yemeğini gönül hoşnutluğu ile yer ve sonunda, "Bizi yediren, içiren ve Müslüman kılan Allah'a hamd olsun" derdi. Su içtiği zaman da şöyle derdi: Rahmeti ile suyu tatlı ve susuzluğu giderci kılan; günahımız yüzünden tuzlu ve acı yapmayan Allah'a hamd olsun."