Hayatını şikâyet etme üzerine kurup sürekli bir mağduriyetten dem vurmak narsistleşmiş benliğin kurnazca bir oyunudur. Dünyanın en zavallı mazlumu rolü, gerçeklikten uzaklaşmış, varoluşa, kendine sunulana isyan etmeye odaklanmış narsistleşmiş benliğe zehirli bir doyum sunmakla kalmaz, çekilen acılarla kendini yüceltmesini de sağlar. Çekilen her acı, insanın kendisi için yaptırdığı tapınağın yapı taşına dönüşüverir. Acıları pazarlamak aslında insanın kendisini pazarlamasından başka bir şey değildir.
İnsan daima şunu sormadan edemiyor. Güneş battı ya sonra? Öleceğim ya sonra? Oyuncagini kaybeden fakat onun bir yerlerde olması gerektiğini bilen bir çocuk gibi, insan da ölse bile bir yerlerde var olması gerektiğini hissetmek istiyor