Dr. M.Kürşad

Dr. M.Kürşad
Taş kırılır, tunç erir, Türklük ebedidir.
Münacaat
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi Taşınacak suyu göster,kırılacak odunu Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde Bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin Tütmesi gereken ocak nerde? İsmet ÖZEL
Reklam
Sancı: Bir Milletin İç Yarasında Açılan Roman
Puan vermedi·384 syf.··
2025 8. kitabı
Sancı, yalnızca 1970’lerin çalkantılı Türkiye’sini anlatan bir dönem romanı değildir; o yılların gençliğinin ruhuna çöken tarihî bir acının edebî kaydıdır. Emine Işınsu, Ankara’nın sokaklarından üniversite koridorlarına, karakollardan işkence odalarına uzanan bir panoramada, idealler uğruna parçalanan hayatları ve bir milletin kendi içinde verdiği büyük yarayı görünür kılar. Romanın merkezinde, sağ–sol çatışmalarının istatistiklere indirgenmiş soğuk sayılar olmaktan çıkıp insan yüzüne büründüğü bir dünya vardır. Burada her ölüm bir haneye yazılan kayıp değil, bir annenin yüreğinde açılan uçurumdur; her tutuklama bir dosya değil, yarım kalan bir gençliktir. Ertuğrul Dursun Önkuzu: Bir İsimden Fazlası Romanın en çarpıcı eksenlerinden biri, Ertuğrul Dursun Önkuzu üzerinden kurulan ahlâkî ve vicdanî sarsıntıdır. Işınsu, onu yalnızca işkenceyle öldürülmüş bir genç olarak değil, bir kuşağın sembolü olarak anlatır. Önkuzu, romanda bedeninden çok inancı yaralanmış bir figürdür; ama işte tam da bu yüzden, direnci yalnızca fiziksel değil, manevî bir ağırlık taşır. Onun maruz kaldığı zulüm, romanın kalbinde şu soruyu yankılar: Bir insan inandığı şey uğruna nereye kadar dayanabilir? Işınsu’nun kalemi, Önkuzu’yu bir “slogan”a indirgemez; onu, korkusu, umudu, kararlılığı ve suskunluğu olan eti kemiğiyle bir genç olarak çizer. Bu sayede okur, ideolojiden önce insanla yüzleşir. Sancı’da ülkücü gençler, salt bir siyasî kimliğin temsilcileri olarak değil; “vatan” fikrini kişisel hayatlarının önüne koymuş bir kuşağın çocukları olarak resmedilir. Onların dünyasında vatan, soyut bir kelime değil; arkadaşlarının kanıyla, hapishane duvarlarının soğuğuyla ve geceleri eve dönemeyen gençlerin yokluğuyla somutlaşmış bir varlıktır. Işınsu’nun anlatısında bu gençlerin ortak paydası şudur:
SancıEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 20121,173 okunma
Saklı Seçilmişler, Gıda Üzerine Kurulan Oyunlar
Puan vermedi·504 syf.··
2022 47. kitabı
Soner Yalçın’ın Saklı Seçilmişler’i, sofradan başlayıp dünyaya uzanan bir iktidar hikâyesidir. Bu kitap, “ne yediğimiz” sorusunu değil, “neden bunu yiyoruz” sorusunu sorar. Yazarın esas iddiası şudur: Modern insanın bedenine giren gıda, artık tabiatın değil, küresel sermayenin ürünüdür. Bu nedenle Saklı Seçilmişler, bir beslenme rehberi değil; gıdanın politik ekonomisi üzerine yazılmış bir ifşa metnidir. Gıda yeni çağın silahıdır. Yalçın, gıdayı klasik anlamda bir besin olarak değil, biyopolitik bir araç olarak ele alır. Tohumdan ilaca, katkı maddesinden paketlemeye kadar uzanan zincir, okura şu soruyu sordurur: İnsanlar mı şirketleri besliyor, yoksa şirketler mi insanları şekillendiriyor? Kitapta sık sık görülen “seçilmişler” kavramı burada bir metafordur: Kimler sağlıklı kalacak, kimler hastalık pazarının müşterisi olacak? Kimler doğal gıdaya ulaşabilecek, kimler işlenmiş artıklarla yaşayacak? Bu ayrım, modern dünyada sınıfsal bir bölünmeye dönüşmüştür. Endüstri, Bilim ve Yalanın Kutsallaşması: Yalçın’ın en sert olduğu alan, “bilim” ile “endüstri”nin evliliğidir. Kitapta, gıda devlerinin fonladığı araştırmaların nasıl bilimsel hakikat kılığına sokulmuş reklam haline geldiği anlatılır. Bu noktada Saklı Seçilmişler, yalnızca gıdayı değil, modern bilginin güvenilirliğini de sorgular. Gerçek artık laboratuvarda değil, bilançoda üretilmektedir. Kitabın alt metninde çok güçlü bir fikir vardır: Bugün sömürge artık toprak değildir; bedendir. İnsan bedeni, ilaç, katkı maddesi, hormon ve işlenmiş gıdalarla işgal edilmiştir. Bu işgal, tankla değil, etiketle yapılır. Yazarın başarısı, bu görünmez işgali görünür kılmasındadır. Bu eser şunu söyler: Eğer ne yediğini bilmiyorsan, kim tarafından yönetildiğini de bilmiyorsun. Yalçın, sofrayı politik bir alana dönüştürür. Çatal
Saklı SeçilmişlerSoner Yalçın · Kırmızı Kedi · 20183,382 okunma
Yaramı sar ona beni Yolumu hayıra ilet Aziz sensin sende kudret Sensin Mutlak ve Vahdet Bunca yıl verdinse mühlet Beni ettin huzura hasret Söyle olsun Kevser'in nuru içime aksın
Özleyiş
Ayrılık ateşi çetinmiş, çetin; Onunla dikleşir bütün düzlerim. Yanimda sanarım, bakarım düştür Güldüm zannederken gözlerim yaştır. Urduğum ne varsa hepsi de boştur Yine de bekliyor onu gözlerim 1 Eylül 1944
Reklam